Türk demokrasi sisteminin en önemli kuruluşlarının başında sendikalar gelmektedir.
Çarpık sistem, ihtilaller, yasalarda insan unsurunun ciddiye alınmaması bir türlü diğer kuruluşlarda olduğu gibi sendikaları da ne yazık ki, istenilen ölçüde kurumlaştıramamıştır. Bu kurumlaşamama süreci de hâlâ devam etmekte.
Bu sürecin ülkeye verdiği en önemli zarar, karşımıza çıkan meseleleri ilkeler, hukuk, insan hakları düzleminde tartışamaz hale gelmemiz.
Bugünkü 1 Mayıs meselesi de işte böyle bir şey.
Eğer kurumsallaşamazsanız, kanunlarınız yetersizse, haklı olduğunuz meseleleri kanunlar çerçevesinde değil de popülist propagandalarla duyurmaya meyil edersiniz.
Bugünkü sendikaların 1 Mayıs gününü Taksim’de kutlama istekleri de bu birikimlerin doğurduğu popülist yaklaşımdır.
Türkiye’de böylesine, hem siyasi hem ekonomik gerginliklerin yaşandığı günlerde böyle hassas bir konuda, herkesin meseleye olabildiğince sağ duyulu yaklaşması lazım.
Dertlerimizi ifade etmekte ne kadar sıkıntılı olsak da her sosyal dilim ve her ekonomik kesim, ülke önceliğini öne alarak hareket tarzını belirlemeli.
29 Nisan 2008 tarihinde, (dün) İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Sayın Suat Yalkın’ın yaptığı basın toplantısı bu açıdan çok dikkate şayan ve çok önemli.
Esnaf lideri Sayın Suat Yalkın, “işçinin emek ve dayanışma günü” nü tebrik ederken, Taksim’e çıkma konusunda, sendikaların ısrar etmemesini tavsiye ediyor.
Umarım sendika liderleri, sivil toplum kuruluşlarının en deneyimli lideri olan iki ihtilal görmüş ve temsil ettiği kitlenin mağdur olmasının önüne geçerek yeniden kurumlaşmasını sağlamış, esnaflardan “başöğretmen” unvanını almış, bu esnaf liderinin endişelerini ve öngörülerini ciddiye alır.
Bugünkü günler, toplumsal duyarlılığın en üst düzeyde değerlendirilmesi gereken günlerdir.
Lütfen, hep beraber duyarlı olalım!