<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeniçağ &#124; Yenicag,yenicag,yeniçağ,yeniçag,siyaset,gazete,televizyon,medya,haber,köşe yazısı,köşe yazıları,insan,insanlar,televizyonu,gazetesi,gazate,tv,ortadoğu,Erhan Öztunç,Yavuz Selim Demirağ,İsmet Kotak &#187; Mehmet</title>
	<atom:link href="http://www.yenicag.org/tag/mehmet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenicag.org</link>
	<description>Yeniçağ &#124; Yenicag,yenicag,yeniçağ,yeniçag,siyaset,gazete,televizyon,medya,haber,köşe yazısı,köşe yazıları,insan,insanlar,televizyonu,gazetesi,gazate,tv,ortadoğu,Erhan Öztunç,Yavuz Selim Demirağ,İsmet Kotak</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 13:55:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Mehmet Birkon MHP Kadıköy e Başkan Adayı</title>
		<link>http://www.yenicag.org/mehmet-birkon-mhp-kadikoy-e-baskan-adayi/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/mehmet-birkon-mhp-kadikoy-e-baskan-adayi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Sep 2011 06:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[BİRKON]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/?p=937</guid>
		<description><![CDATA[Pazar günü Küçükyalı Sahilinde bulunan Su ürünleri tesislerinde MHP’nin ileri gelenlerine verdiği kahvaltıda MHP Kadıköy İlçe Başkanlığına Aday olduğunu açıkladı .. Kahvaltıya Av.Ömer Yeşilyurt,Av.Hakkı Kurtuluş,.Ülkü ocakları eski Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu,Ali Çakıroğlu,İsmail Türk,Caner Karaağaç,Resul Mollaoğlu,Zeki Bulut gibi bir çok isim katıldı.Kısa bir konuşma yapan Mehmet Birkon Kadıköyü iyi tanıdığını yıllardır MHP İlçede görev yaparak tecrübeler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.yenicag.org/wp-content/uploads/2011/09/29gb5.jpg"><img src="http://www.yenicag.org/wp-content/uploads/2011/09/29gb5-300x224.jpg" alt="" title="SANYO DIGITAL CAMERA" width="300" height="224" class="aligncenter size-medium wp-image-939" /></a>Pazar günü Küçükyalı Sahilinde bulunan Su ürünleri tesislerinde MHP’nin ileri gelenlerine  verdiği kahvaltıda MHP Kadıköy İlçe Başkanlığına Aday olduğunu açıkladı ..</p>
<p>Kahvaltıya Av.Ömer Yeşilyurt,Av.Hakkı Kurtuluş,.Ülkü ocakları eski Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu,Ali Çakıroğlu,İsmail Türk,Caner Karaağaç,Resul Mollaoğlu,Zeki Bulut gibi bir çok isim katıldı.Kısa bir konuşma yapan Mehmet Birkon Kadıköyü iyi tanıdığını yıllardır MHP İlçede görev yaparak tecrübeler kazandığını artık bu tecrübeleri  hizmete döndermenin zamanı geldiğini bu yüzden Kadıköy’de emeği olanlarla bu gün, yarın ve daha sonraki günlerde  daha geniş toplantılarla iştişare etmek istediğini beliterek,<br />
Birkon Başkan Adaylığı için ise :İcazet yollarını asla denemeyeceğini herkesin bildiğini, aday olurken esas aldığı kriterlerin başında “YAŞAT YAŞA” anlayışı,Kadıköy’ü  sokaklarıyla,köşe bucaklarıyla iyi tanıdığını,Kadıköy’de vergi mükellefi olan vatandaşlara ulaşılmadan asla birinci parti olunamayacağını ve MHP geleneğinin geçmişinden bu güne herkesi iyi tanıdığını vurgulayarak,bu konularda kendime olan güvenim ve kuracağım hizmet ekibiyle Kadıköy’ü Metropol Kent İstanbul’da örnek bir İlçe haline getireceğine inandığı için kahvaltıya katılan hizmet erbabı arkadaşlarımın desteklerini çok önemsiyorum dedi.<br />
Erhan Öztunç</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/mehmet-birkon-mhp-kadikoy-e-baskan-adayi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇELİŞKİLER İKTİDARI</title>
		<link>http://www.yenicag.org/celiskiler-iktidari/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/celiskiler-iktidari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Mar 2011 23:33:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[BİRKON]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/?p=709</guid>
		<description><![CDATA[Her insanın hayatında zaman zaman tereddütler, acabalar olabilir. Öyle ki insan doğruları ile de bir iç hesaplaşma yaşayabilir. Neticede ya doğrularına ve o ana kadar inandıklarına devam eder ya da çok ciddi tereddütlerine çözüm bulamaz ise , kendisine yön verecek yeni doğruların peşinden koşarak hayatı yaşamaya devam eder. Bunlar herhangi bir insan için makul ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her insanın hayatında zaman zaman tereddütler, acabalar olabilir. Öyle ki insan doğruları ile de bir iç hesaplaşma yaşayabilir. Neticede ya doğrularına ve o ana kadar inandıklarına devam eder ya da çok ciddi tereddütlerine çözüm bulamaz ise , kendisine yön verecek yeni doğruların peşinden koşarak hayatı yaşamaya devam eder.<span id="more-709"></span></p>
<p>Bunlar herhangi bir insan için makul ve normal davranış biçimleri olarak kabul edilir. Ama eğer bu değişim süreci topluma yön vermeye , yönetmeye, bir ülkenin kaderine istikamet oluşturmaya talip olan kişilerde kendisini göstermeye başlamış ise durum tamamen farklılık arz eder.</p>
<p>Çünkü toplumlara yön vermek, peşinden büyük kitleleri sürükleyebilmek, lider yapılı olabilmek, söylemleri ile eylemleri arasında aynilik olmakla, güvenilir, ehil ve emin olabilmekle mümkün olabilir.</p>
<p>Lider olmaya , bir ülkenin kaderine yön vermeye talip olmak , aslında dünyanın ve insanlığın gidişatında etkili olmak rolünü de beraberinde getirir. Bu da en az yüz yıllık geleceği okuyabilmeyi, o geleceğe yönelik temelli ve kalıcı prensipler oluşturmayı sağlayacak bilgi, birikim ve inancı gerektirir.</p>
<p>Sadece yönetimine talip olunan ülkenin yüzyılını görmek yeterli olmaz. Yönetimine talip olunan ülkeden bütün dünyaya bakabilmeyi ve yer küreyi kucaklayabilecek ulvi bir bakış açısını da elzem kılar.</p>
<p>Büyük Atatürk&#8217;ün &#8220;Cumhuriyet&#8221; projesi böyle bir bakış açısı için son yüz yılın en büyük ve öne çıkan örneğidir. Keza Atatürk&#8217;ü dünya lideri yapan ne Çanakkale&#8217;dir ne Trablusgarp&#8217;tır ne de Balkanlar&#8217;dır. M. Kemal&#8217;i Atatürk yapan , Samsun da harekete geçen ve yüz yıla damgasını vuran Büyük Türkiye Cumhuriyeti projesini bilinen tabirle &#8220;yedi düvele&#8221; ve dahildeki bir çok engele rağmen hayata geçirmeyi başarabilmiş olmasıdır.</p>
<p>Bir başka örnek ise cennet mekan rahmetli Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ&#8217;in hayatımıza kattığı &#8220;MİLLİYETÇİ&#8221; düşünce anlayışı ve bu anlayışın temelini oluşturan ÜLKÜCÜ&#8217;lüktür. O bakımdan ülkücü- milliyetçi anlayış bir yıla, on yıla, bir döneme, belli esintilere ve moda anlayışlara göre değil, bir milletin geleceğine, geçmişi hafızasında yaşatmaya devam ederek ışık tutmak ,yol açmak anlayışıdır. O nedenle bu anlayış toplum dalkavukluğuna, şakşakçılığa, popülist yaklaşımlara, anlık irtibatlara prim vermez. Bu anlayış dünyayı okurken başka ülkelerin, medeniyetlerin ve küresel güçlerin cazibesine kapılıp etkisine girmez. Önce ülkesinin ve milletinin hak ve hukukunu gözeten, sonra da dünyada barışın, huzurun ve adaletin tecelli etmesini sağlamayı amaçlayan bir anlayışın temsilcisi olur.</p>
<p>Ama ne yazık ki son yıllarda dünya, yüzyılı okuyabilen liderlerin ülkelerinin başında olmadığı bir dönemi yaşamaya devam ediyor. Mesela ABD nin 2000 yılındaki başkanı oğul Bush , bırakınız yüz yılı , on yılı görebilen bir lider olsa ülkesini Irak bataklığına saplar mıydı? Irak&#8217;ı işgalden sonra &#8220;pardon Irak&#8217;ta nükleer silah yokmuş, yanlış istihbarat almışız&#8221; diye bütün dünya ile dalga geçer miydi? Bu işgalin ileride bir dünya savaşının ilk kötü tohumları olabileceğini hesaba katmaz mıydı?</p>
<p>Ülkemizdeki yansımaları da pek farklı değil. 2002 yılının sonlarında işbaşına gelen AKP iktidarının sekiz yılına özetle bir göz atalım.</p>
<p>ABD Irak&#8217;ı işgale hazırlanırken iktidar ülkemize 1 Mart tezkeresi çelişkisini yaşattı. Milli görüş geleneğinden geldiği bilinen iktidar kadroları ve hükümet , yeni haçlı seferini başlatıyorum diyen ABD başkanının Irak&#8217;ı işgal projesinin amacı olan BOP&#8217;un eşbaşkanı olduğunu gururlanarak açıkladı. ABD çoğunlukla Müslümanların ve 3,5 milyon Türkmen soydaşımızın yaşadığı toprakları işgal etti. Milyonlarca Müslüman kadın sistemli tecavüze uğradı. Milyonlarca masum insan katledildi. Askerlerimizin başına ABD çuvalları geçirildi ve hükümetimiz bütün bunları stratejik ortak sorumluluğunun bilinciyle (!) karşıladı. Milletimizin tersi döndü. Bu muazzam çelişkiyi henüz anlayamadan iktidar partisinin liderinin ağzından &#8220;Biz milli görüş gömleğini çıkardık&#8221; açıklamasını duydu. O gömleği çıkaranların hangi gömleği giydiklerini fark etmek için aradan yılların geçmesi gerekecekti…</p>
<p>İktidar AB ile ilişkilerde de oldukça cesur ve şaşırtıcı hamleler göstermeye başladı. 1995 yılında RP Genel Başkan yardımcısı iken AB yi yerden yere vuran Sayın Abdullah GÜL, Türkiye dışişleri bakanı olarak AB nin faziletlerini, nimetlerini anlata anlata bitiremedi. İktidar sözcülerinin AB yi mutluluğa götüren trene benzettiğini ve o treni kaçırmamak gerektiğini nasıl da haykırdığını milletin henüz unutmadığı kanaatindeyim. Yani hükümet ve AB ilişkileri de son yılların önde gelen çelişkileri olarak bütün detayları ile devlet arşivindeki yerini aldı.</p>
<p>Kıbrıs meselesi , Annan planı, plana &#8220;EVET&#8221; dedirten iktidarın çelişkilerinin neticeleri ortada kaldı.</p>
<p>Ermenistan&#8217;la yapılan futbol maçı, imzalanan protokoller, gücendirilen Azerbaycan, imzalanan protokollerin hayata geçmemesi ile ilgili gelişmeler henüz dün gibi hafızalarda değil mi?</p>
<p>O meşhur &#8220;Açılım&#8221; planını, önce kürt açılımı, sonra demokratik açılım, daha sonra da bilmem ne açılımı diye adlandırırken başlayan çelişkiler zincirine &#8220;HABUR&#8221; rezaleti ile son örnek yaşanmadı mı? Önce Habur&#8217;daki gelişmelerden umutlandıklarını ve heyecanlandıklarını söyleyenler hemen bir gün sonra akıl ve ifade çelişkisinin en bariz örneklerini sergilemediler mi? Bölücü PKK terör örgütü ile yürütülen mücadele teröristle müzakere haline dönüşmedi mi?</p>
<p>Fakir fukara, garip gurebadan bahsedenlerin Ampulle birlikte yanan fenerlere, kısa sürelerde mantar gibi biten yandaş sermayeye yönelik hayranlıklarına ne demeli?</p>
<p>Çelişkiler için daha söylenecek çok örnek var. Ama en önemlisi bu &#8220;FÜZE KALKANLARI&#8221; meselesi.</p>
<p>Önce İsrail&#8217;e &#8220;one minute&#8221; diyeceksiniz, sonra mavi Marmara olayında kükreyeceksiniz, Gazze&#8217;den , mazlum Filistin&#8217;den bahsedeceksiniz. Ortadoğu&#8217;daki İslam ülkeleri ile yakın ilişki kuracaksınız, vizeleri kaldıracaksınız. İran ve Suriye ile ittifaklar oluşturacaksınız ve &#8220;sultan&#8221; lar gibi iltifatlara muhatap olacaksınız. Buraya kadar tamam da… Esas amacı İran&#8217;dan İsrail&#8217;e yönelmesi muhtemel bir tehdide karşı İsrail&#8217;i korumak maksatlı olarak düşünüldüğü açıkça bilinen &#8220;Füze Kalkanları&#8221; nın ülkemize yerleştirilmesine verdiğiniz onayı nasıl izah edeceksiniz? Henüz birkaç hafta önce &#8220;Komutası bizde olmak kaydıyla&#8221; diyeceksiniz, NATO görüşmelerinden sonra ise &#8220;elbette komuta NATO&#8217;da&#8221; olmalı açıklamanızın doğurduğu çelişkiden nasıl kurtulacaksınız? Ben de kediye kedi derim doğru bir ifadedir. O zaman İran&#8217;ın tehdit olduğunun yazılmamasının bir anlamı olmadığını da kabul etmek gerekmez mi? Sayın Dışişleri Bakanımızın söylediğine göre dış politikadaki hedefimiz madem ki &#8220;sıfır problem&#8221; o halde bu füze kalkanlarının ülkemizde ne işi var?</p>
<p>Bu örneklerden geleceğim esas nokta şudur; Devlet çelişkilerle, tutarsızlıklarla, etrafa ve halka güvensizlik göstererek, dünle bu gün arasında ciddi görüş ve ifade ayrılıkları oluşturarak yönetilemez. Esas itibarıyla fikri olgunluklarının sebebi olan değerleri beyinlerinde çürütüp yok sayan ,dünlerini inkar eden ve kendilerine yeni doğmalar oluşturmaya zaman bulamadıklarından rüzgara ve akıntıya göre vaziyet alan , &#8220;etkin güçlerle iyi olmak&#8221; üzere gidişat oluşturan zihniyetlerle varılabilecek bir hedef olamayacağı da artık bilinmelidir. Bu tür anlayışlar önce kendilerine olan saygılarını kaybederler. Daha sonra da toplum bu tür anlayışlara olan güvenini ve saygısını kaybeder.</p>
<p>Oysa milletimizin önünde 2023 vizyonu vardır. Cumhuriyetimizin 100. Yılında &#8220;Süper ülke TÜRKİYE&#8221; vizyonunu gerçekleştirecek lider,dününü ve kendini var eden değerleri inkar etmeyen, fikir ve inanç zenginliğini mensup olduğu milletin tarihi derinliklerinden almalıdır. Mensup olduğu milletin manevi hazinesinden sahiplenmiş olmalı, dini inançların siyasi ve ekonomik istismarına asla imkan ve fırsat vermemelidir.</p>
<p>Bu zaviyeden bakınca da açıkça görülmektedir ki özünden sapmayan tek hareket Milliyetçi Hareket, sözünden sapmayan tek lider ise bu hareketin lideri MHP genel başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ&#8217;dir. Dolayısıyla 2023 vizyonunu gerçekleştirecek yegane parti MHP ve onun milliyetçi- ülkücü kadrolarıdır. Bu gün hangi partiye mensup olursa olsunlar milletimizin kahır ekseriyeti kabul etmiştir ki artık son kale MHP dir. Milletimizin önündeki en önemli fırsat ise Haziran 2011 de yapılacak olan genel seçimlerdir.</p>
<p>2011 den 2023 e uzanan kutlu süreçte bu ülkenin kaderinde &#8220;ben de varım&#8221; diyenlere gönülden selam olsun<br />
MEHMET BİRKON</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.yenicag.org/wp-content/uploads/2011/03/5FB_birkon3.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-720" title="5FB_birkon3" src="http://www.yenicag.org/wp-content/uploads/2011/03/5FB_birkon3.jpg" alt="" width="267" height="200" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/celiskiler-iktidari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VEFA ADINA BİR ESER UNUTULMAYACAK HATIRALAR</title>
		<link>http://www.yenicag.org/vefa-adina-bir-eser-unutulmayacak-hatiralar/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/vefa-adina-bir-eser-unutulmayacak-hatiralar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 14:56:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[ANILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gül]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/vefa-adina-bir-eser-unutulmayacak-hatiralar/</guid>
		<description><![CDATA[“Mehmet Gül’e Armağan” Turan Kültür Vakfı tarafından (Gazeteci Yazar Rasim Ekşi ve Erol Cihangir tarafından hazırlanan)bu günlerde merhum Mehmet Gül’ün birinci ölüm yıldönümü münasebeti ile “Mehmet Gül’e armağan” adı ile yayınlanan ve Mehmet Gül’ü benimde içinde bulunduğum çok kalabalık bir arkadaş topluluğu gençliğinden İstanbul Ülkü Ocakları Başkanlığı okul yılları,MHP İstanbul İl Başkanlığı ve MHP İstanbul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Mehmet Gül’e Armağan”</p>
<p>Turan Kültür Vakfı tarafından <strong><span style="font-size: large; font-family: Calibri;">(Gazeteci Yazar Rasim Ekşi ve Erol Cihangir tarafından hazırlanan)</span></strong>bu günlerde merhum Mehmet Gül’ün birinci ölüm yıldönümü münasebeti ile “Mehmet Gül’e armağan” adı ile yayınlanan ve Mehmet Gül’ü benimde içinde bulunduğum çok kalabalık bir arkadaş topluluğu gençliğinden İstanbul Ülkü Ocakları Başkanlığı okul yılları,MHP İstanbul İl Başkanlığı ve MHP İstanbul milletvekilliği dönemleri ve o dönemlere ait hatıralar ve iz bırakan yaşanmışlıkları anlatan nezih bir çalışma.<span id="more-280"></span><br />
Her insan mutlaka kendi hikayesini kendi bilir veya çok az sayıda sırdaşı ile paylaştığı hatıraları vardır.Ancak topluma mal olan kimsenin hikayesi özel değildir,bu anlayış çerçevesinde Mehmet Gül’de kendi hikayesi ile hala hatıralardan öte günlük olaylarda kendini konuşturan biri olarak içimizde varlığını sürdüren kıymetli isimlerden olma özelliğini taşımaktadır.<br />
Her ideoloji kendi kahramanlarını yetiştirir.Ancak kahramanlık ziyadesi ile kişinin yaratılışında varsa onu lider yapar.Mehmet Gül bu yönleri ile de irdelenmiş bilinmeyen yönleri paylaşılmıştır.<br />
Bu çalışmada anlatılan yalnızca Mehmet Gül değil o dönemin şartları ve hangi duygularla hizmet verildiği de sergilenmiş ibret alınası günler adeta tarihte not düşülmüştür.<br />
Yine Mehmet Gül’ün gerek görevde olduğu gerekse Milletvekilliği süreci unutulmayacak anılarla doludur.<br />
Bu eserdeki her anı çok pahalı bedellerle yaşanmıştır.<br />
Şimdilerin rahat ortamında dünü, günümüzün şartlarında yargılamak vijdanları rahatsız etmekten başka bir işe yaramamaktadır.<br />
Gerek hafıza edinmemiz adına gerekse vefa veya meraktan ama okunması lazım olan bir çalışma “Mehmet Gül’e Armağan”.<br />
Her okuyucusuna bir ah çektiren bu çalışmayı mutlaka bütün kardeşlerimizin okuması temennisi ile selamlar sevgiler.<br />
Not:Kitap Turan Kültür Vakfına ait olup ücretsiz edinmek için e posta rasim.eksi@yahoo.com adresinden temin edilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/vefa-adina-bir-eser-unutulmayacak-hatiralar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmet Gül ile vuslat&#8230;</title>
		<link>http://www.yenicag.org/mehmet-gul-ile-vuslat/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/mehmet-gul-ile-vuslat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Mar 2008 21:36:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[başbuğ]]></category>
		<category><![CDATA[el-Fatiha]]></category>
		<category><![CDATA[Fatiha]]></category>
		<category><![CDATA[gülmehmetgül]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Helal olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[MehmetGül]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[ülkücü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/mehmet-gul-ile-vuslat/</guid>
		<description><![CDATA[Yaman kelime şu ayrılık&#8230; Ölümün vuslat olduğuna inananlar için bile ayrılık yaman kelime değil mi? Öyle ayrılıklar vardır ki birleşmeye, yeniden buluşmaya vesile olur. Öyle cenazeler vardır ki toy’a; düğüne dönüşür. Acıyı samimiyetle paylaşanların elemi, kederi mutluluğa götürür. Mehmet Gül’ü zamansız kaybetmenin acısı yüreğimizi dağlarken, yurdun dört bir yanından başsağlığı için arayan gönüldaşlarımıza yurt dışındakiler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaman kelime şu ayrılık&#8230; Ölümün vuslat olduğuna inananlar için bile ayrılık yaman kelime değil mi? Öyle ayrılıklar vardır ki birleşmeye, yeniden buluşmaya vesile olur. Öyle cenazeler vardır ki toy’a; düğüne dönüşür. Acıyı samimiyetle paylaşanların elemi, kederi mutluluğa götürür.<br />
Mehmet Gül’ü zamansız kaybetmenin acısı yüreğimizi dağlarken, yurdun dört bir yanından başsağlığı için arayan gönüldaşlarımıza yurt dışındakiler de eklendi. Ülküdaşlarına karşı son vazifelerini yerine getirme görevini yüklenenler uzun süredir bir araya gelemedikleri dostlarla görüşebilme sevincini de yaşayacaklar.<br />
<span id="more-86"></span><br />
Birkaç ay önce sevgili Ağabeyim Ömer Haluk Pirimoğlu’nun muhterem anneleri; ülkücülerin Nejla Anası’nın Ankara’daki cenazesi sonrasında yazmıştım. Mensubiyetiyle her dem gurur duyduğumuz Türk Milletinin “düğün ve cenaze” geleneğinden kısa örnekler vermeye gayret etmiştim. Bu arada “Sıra hangimizde?” diyenlerin sitemlerinden bahsetmiştim. “Birer birer eksiliyoruz” diyenlerin yanında bir dahaki görüşmenin hangimizin cenazesinde olacağı sorusunu o kadar kolay, o kadar yalın yöneltiyorlardı ki insanın aşkolsun diyesi geliyor. Ama doğru&#8230; Hayat şiddetle devam ediyor. Cenab-ı Allah’tan geldiğimiz gibi yine O’na dönmemize kim itiraz edebilir ki&#8230; Yüreğimizin derinliklerine gömdüğümüz en keskin acıların bile zamanla unutulacağını biliyor muyuz ?<br />
4 Nisan günü tam on yıl olacak Alparslan Türkeş’sizliğimiz. Türkiye’de eşi-benzerine rastlanmayan o muhteşem cenaze görüntülerini hatırlıyor musunuz? Sırtında ceketi olmayan, ayakkabısının altı delik on binlerce insanın karda abdest aldığı tabloyu lütfen gözlerinizin önüne getirin. Birbirlerinden habersiz binlerin Ankara’da kar altındaki olağanüstü randevusunda iki milyondan fazla insan bir araya gelmişti. Ve o tablo Türk Milliyetçilerinin makus talihini çevirip 18 Nisan 1999’da iktidara gelmesini sağlamıştı. Rahmet-i Rahmana kavuşan Mehmet Gül’ün de aralarında bulunduğu milletvekillerinin, mutlak otorite olan yönetim yüzünden iyi niyetlere rağmen kendilerinden bekleneni yerine getiremeyişinin sebep ve sonuçlarını tartışacak değilim.<br />
Derin duygular içerisinde başladığım “ayrılık” tan yana düşüncelerimin bütünleşmeye vesile olması için Mehmet Gül’ün cenazesinin bir fırsat olduğu kanaatimi de paylaşmak istiyorum.<br />
Bugün  Fatih Camii’nin muhteşem avlusunda on binlerin yüz binlere taşarak oluşturacağı saflarda “essalamün aleyküm verahmettullah” diyerek önce sağımıza, sonra solumuza döndüğümüzde çeşitli sebeplerden kırgın olduğumuz insanlarla yüz yüze geleceğiz. Namazın makbul olmasının en önemli şartı bana göre “selam”dır. Günlük hayatlarında birbirlerinden selamı esirgeyenler cemaatle namaz kılarken Allah’ın emrini gerçekleştirirler.</p>
<p>Mehmet Gül’ün aziz naşını musallaya koyup karşısında saf tutacağız bugün. İmamın “Haklarınızı helal ediyor musunuz?” sorusuna bir çoğumuzun hançerelerini yırtarcasına samimiyetle bağırıp “helal olsun” sözlerini üç defa tekrarlayacağından eminim. Protokol icabı safta bulunan bazılarının ise başlarını yere eğerek dudaklarını “helal olsun” diye kıpırdatmak zorunda kalacaklarını da biliyorum.</p>
<p>O’nu musalladan alıp omuzlarına almak için on binlerin birbirleriyle yarışları sırasında oluşan izdihamda kimse kimseyi göremeyecek bile. Parmaklarımızın uçlarında adeta uçururcasına Zincirlikuyu Mezarlığına götüreceğimiz Mehmet Gül’ün ebedi istirahatgahı üzerine koyacağımız toprakla vazifemiz bitmiş olmayacak!</p>
<p>Mehmet Gül ve milyonlarca ülkücünün ömrünü karşılıksız vakfettiği hareketin hak ettiği yere gelmesi için çalışmak ve işgal altında tutulan yönetimi devirerek işi ehillerine vermek en önemli görev olacak. Bizlerin haklarını helal etmesi elbette önemli ama Mehmet Gül ve Hak’ka yürüyen ülküdaşlarımızın geride kalanlara haklarını helal etmesi daha önemli değil mi?<br />
Öyle ise; sadece İstanbul’dan değil, yurdun dört bir yanından gelerek Fatih Camii’ni dolduracak olan yüz binlerin Türk Milliyetçiliğinin birliğine ve bütünlüğüne vesile olması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.</p>
<p>Gelenler de, gelmeyenler de sağ olsun. Mehmet Gül’e son görevini yapmak isteyen milyonların gönlünün o musallanın karşısında olmak istediğinden eminim.<br />
Yüce Türk Milletini başı sağ olsun derken, başta merhum Başbuğ Türkeş olmak üzere Türk Milliyetçiliği hareketine hizmet eden tüm büyüklerimize, ülkücü şehitlerimizin aziz ruhları için el-Fatiha diyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/mehmet-gul-ile-vuslat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gül&#8217;ün adı Mehmet</title>
		<link>http://www.yenicag.org/gulun-adi-mehmet/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/gulun-adi-mehmet/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Mar 2008 16:20:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Acar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıkır]]></category>
		<category><![CDATA[Ayaydın]]></category>
		<category><![CDATA[Çakıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Fethi Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantap]]></category>
		<category><![CDATA[Gül]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[koca reis]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[Mamak]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Gül]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[Nihat Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Selimiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülkücü]]></category>
		<category><![CDATA[Verkaya]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçağ tv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/gulun-adi-mehmet/</guid>
		<description><![CDATA[Hey gidi Koca Reis; hani düşmanlarımızı sevindirmeyecektin! Ülkücü hareketin seçkin kadrolarını eksiksiz bir araya getirip Türk Milliyetçilerinin hem muktedirliğini hem de iktidarını görecektik&#8230; “Amerikalının, Avrupalı’nın, Arabın Birliği var da Türk’ün niye yok” yakınmalarına son verip arslanlar gibi, Kartallar gibi, Bozkurtlar gibi Türk Birliğini kuracaktık hani? Dünya barışını tesis ettiğimizde sen Beşiktaş’ın şampiyonluğunun keyfine varacaktın&#8230; Yerköy’den [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hey gidi Koca Reis; hani düşmanlarımızı sevindirmeyecektin! Ülkücü hareketin seçkin kadrolarını eksiksiz bir araya getirip Türk Milliyetçilerinin hem muktedirliğini hem de iktidarını görecektik&#8230; “Amerikalının, Avrupalı’nın, Arabın Birliği var da Türk’ün niye yok” yakınmalarına son verip arslanlar gibi, Kartallar gibi, Bozkurtlar gibi Türk Birliğini kuracaktık hani? Dünya barışını tesis ettiğimizde sen Beşiktaş’ın şampiyonluğunun keyfine varacaktın&#8230;<br />
Yerköy’den Yozgat’tan çıkıp, Süleyman Nazif’in, Ziya Gökalp’in memleketine okumaya giderken  “Teşkilatı kuracağım”  demiştin ya hani&#8230; Bölücülüğün tohumları üzerine kezzap dökme kararlılığıyla Diyarbakır’a Ülkü Ocağını kurduğunda düşmanın yüreğine korku dostunkine güven salmıştın o vakitler&#8230; Ardından derin izler bırakıp dudaklarında  “Sürmeli”  türküsüyle İstanbul’a doğru yol alırken yaşın belki de Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta bile değildi&#8230;<br />
Canına yandığımın İstanbul’u kuzey-doğudan esen rüzgarlar komünist bulutlar getirirken yerli sürgünlerin fidanları kök salmalıydı toprağa&#8230;<span id="more-84"></span><br />
Yüzlerce yıllık dalları budanmış, çınarlara gövdesi çürümeye yüz tuttmuş ağaçlara Anadolu aşısı yapılmalıydı. Ocak’ta harlanan ateşte ülkü çeliğine çifte su vermek lazımdı. Kılıcın iki tarafı içeridekine de dışarıdakini de kesmeliydi. Ata’dan “Kılıcın keskin olsun öğüdü”  alan Mehmed’e hasım dayanır mıydı? Üzerinde peygamber mührü  “gül” ü taşıyan Mehmet; önce İstanbul Hukuk Fakültesi’ni sonra Beyazıt’ı, Aksaray’ı, Fatih’i, Eminönü’nü dar etti düşmana&#8230;<br />
Hey gidi Koca Reis; Yedi Tepesine sislerin çöktüğü İstanbul’un her burcunda Ulubatlı Hasan misali bayrağı yere düşürmemek için şehadet şerbetini içenlerin tabutuna omuz verirken, kanlarını yerde bırakmayan da sendin. Bizim bıyıklarımızın yeni terlediği günlerde  “Amman haa!” uyarıların uçurumun kenarından dönmemizi sağlarken, herkesin sandığı gibi  “sağ-sol çatışması”  değil de  “emperyalizmin oyunu”  olduğunu ilk keşfeden sendin.  “Puştluğa dağ dayanmaz”  derken puştların hazırlığını anlattığında çoğumuz duyamamıştık darbenin ayak seslerini&#8230;<br />
12 Eylül gecesi kervanımızın basıldığında bir çoğumuz etrafa savrulduğumuzda doğrusu senden şanslıydık. İnsan avının başladığı amansız takipte yitik kuşağımız firardayken, ardında anne-babalarımız ve kiminin haberdar olmadığı yarlarımız varken senin eşin ve çocukların vardı Reis!..<br />
İstanbul Emniyetindeki işkencehaneye alındığında, cebinde yeni doğmuş kızına aldığın bir çift küpenin teki vardı. Çözülmenin ve ispiyonun gölgesindeki güneş gibi direnişin, içerideki ve firardakilere cesaret vermişti.<br />
Çakıroğlu, Verkaya, Acar, Ayaydın, Nihat Çetinkaya, Fethi Yıldız gibi gençlik önderlerimiz vardı ama senin Gül’ünün kokusu başkaydı be Mehmet Ağbi! Gül’ünün kokusunun hüzne dönüşeceğini de hesaplayamadık, bunu bize yapmayacaktın be Reis&#8230;<br />
<img src="http://img406.imageshack.us/img406/9277/mehmetglmehmetgulnm7.jpg" align="left" height="253" width="253" />Mamak, Malatya, Edirne, Selimiye, Maltepe, Gaziantap, Acıkır, Kayseri Zincirkıran mahpushanelerindeki feryadları duyurabilmek için İstanbul’da ilk dergiyi yayınlayan da oydu&#8230;<br />
Gül’ün adı vardı&#8230; Mehmet’ti&#8230;  “Adımız andımız”  diyerek çerden-çöpten yeniden kurdu yuvamızı&#8230; Ülkü Ocağımızı darbeden sonra ilk defa İstanbul’da tüttüren o oldu.  “Yatağına kırgın ırmakları”  asli mecrasına akıtmak için sarfettiği çaba sırasında sahiplenerek sorguladığı için  “tam o sırada tuvalette” olanların işine gelmedi. Gül’ün dikeninin battıkları O’nu Gül Bahçesinden ayıramadı her şeye rağmen&#8230;<br />
Suların biraz durulduğu günlerde sandıklar açıldığında İstanbul’da yüzde bir-iki olduğunun acısını, itlerin kimsesizliğimize güldüğü günlerde hissetmeye başladığımızda, bu kentte atılan tohumların filizlenmek üzere olduğunu, kökleri toprağın çok derinlerinde olan çınar ağacının dallarının samimi bir iklim beklediğini biliyor ama bir bahçıvan ile saka arıyorduk.<br />
“Anadolu İstanbul’suz, İstanbul da Anadolu’suz olmaz”  diyen Mehmet Ağabeyimizin öncülüğünde O’nun İl Başkanlığında Türk Milliyetçilerinin makus talihini kırmaya başladık.<br />
Vay be Koca Reis; bireysel başarılarının gölgesinde kalma kompleksine kapılabileceklerini ne sen, ne de biz bilebilirdik. Atının üzengisi, kılıcının kını bile olamayanlar, senin milletimizin vekili olmanı dahi çekemediler. Hareketimizi layıkı ile televizyon ekranları, gazete sayfaları ve en önemlisi meydanlarda temsilini hazmedemeyenler naşının kalkacağı caminin avlusunda protokolde arz-ı endam edecekler.<br />
Oldu mu ya Reis!<br />
Sağlığında bir araya getiremediklerin aziz naşının huzurunda aynı safta namaz kılıp sana helallik verecekler öyle mi? Seni dava arkadaşlarınla buluşturacak, ebedi uykunu uyumak için çıkacağın son yolculuğuna uğurlamaya gelen onbinler arasında kaybolan cücelere inat, milyonlarca ülkü devi,  “Gül’ün kokusu”  ile mest olacak.<br />
Vay be Koca Reis; karaciğerimin bir parçasını verebilmek için koşup geldiğim hastahane odasında  “ölüp de düşmanlarımızı mı sevindireyim” cevabı ile kelimeleri boğazımıza düğümlerken senin ardından ömrümün en zor yazısını kaleme alabileceğimi aklımın ucuna bile getirememiştim.<br />
Akdimiz böyle değildi!&#8230;<br />
Daha yapacağın çok şey vardı. Önce birlikte Yeniçağ Tv’yi yeniden açacaktık. Ülkücü kadroları eksiksiz bir araya getirecek, Türk Milliyetçilerini iktidar yaparken, Türk birliğini kurup, dünya barışını sağladığımızda sen sadece Beşiktaş’ın şampiyonluğunun keyfini yaşayacaktın.<br />
Şüphesiz ki Allah’tan gelip Allah’a teslim olacağız. Ama zamansız bırakıp gitmek sana hiç yakışmadı yakışıklı Başkanım&#8230;<br />
Emanetin, emanetimiz olacak. Ruhun, şad olsun&#8230; Rab’bim senin ruhunu korusun!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/gulun-adi-mehmet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

