<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeniçağ &#124; Yenicag,yenicag,yeniçağ,yeniçag,siyaset,gazete,televizyon,medya,haber,köşe yazısı,köşe yazıları,insan,insanlar,televizyonu,gazetesi,gazate,tv,ortadoğu,Erhan Öztunç,Yavuz Selim Demirağ,İsmet Kotak &#187; Kıbrıs</title>
	<atom:link href="http://www.yenicag.org/tag/kibris/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenicag.org</link>
	<description>Yeniçağ &#124; Yenicag,yenicag,yeniçağ,yeniçag,siyaset,gazete,televizyon,medya,haber,köşe yazısı,köşe yazıları,insan,insanlar,televizyonu,gazetesi,gazate,tv,ortadoğu,Erhan Öztunç,Yavuz Selim Demirağ,İsmet Kotak</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 13:55:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kırmızı Çizgimiz?</title>
		<link>http://www.yenicag.org/kirmizi-cizgimiz/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/kirmizi-cizgimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Mar 2008 21:34:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[cemil]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devlet bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı çizgi]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[temel atma töreni]]></category>
		<category><![CDATA[terazi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/kirmizi-cizgimiz/</guid>
		<description><![CDATA[Devlet Bakanı Cemil Çiçek’in 9 Mart 2008’de Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Atma Töreninde Yaptığı Beyanat’ı birlikte okuyalım: “2008 yılı önemli bir yıldır. Kıbrıs sorunu yakın tarihin en uzun süren ihtilaflarından biridir. Bunu halletmek zamanıdır. Kıbrıs sorununa adil ve barışçıl, iki tarafı da tatmin edecek bir çözüm bulmak, aradan geçen bunca zaman içerisinde bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet Bakanı Cemil Çiçek’in 9 Mart 2008’de Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Atma Töreninde Yaptığı Beyanat’ı birlikte okuyalım:<br />
“2008 yılı önemli bir yıldır. Kıbrıs sorunu yakın tarihin en uzun süren ihtilaflarından biridir. Bunu halletmek zamanıdır.<br />
Kıbrıs sorununa adil ve barışçıl, iki tarafı da tatmin edecek bir çözüm bulmak, aradan geçen bunca zaman içerisinde bir türlü mümkün olmamıştır. İşin çözümsüz olarak kalmasının sorumlusu hiçbir zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmamıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti her zaman barıştan yana, çözümden yana olmuştur. Ama bunu dünyaya anlatmak maalesef mümkün olmamıştır. Dünyadaki adalet terazisi biraz şaşı tartıyor. Çok da hakkaniyete uygun, tarafların ortaya koyduğu çabaları değerlendirmiyor.<span id="more-85"></span><br />
Ama maalesef bugün hâlâ sorun çözülemediyse, bunun sorumlusu aşağıda oturanlardır. Sınırın öbür tarafında olanlardır. (Rumlardır) Ümit ediyoruz ki, aradan geçen süre, 2008 yılının sorunların çözümü noktasında bir fırsat olarak önümüze gelmesine imkan verir. Bunu temenni ediyoruz. Ümit ederiz ki başkaları da buna inanır ve  çözümden yana olanlara karşı ortaya koydukları haksızlıkları, hukuksuzlukları ortadan kaldırır, tecrit ortadan kalkar ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de eşit bir halk olarak kendi yolunda gider.<br />
Çözümden yana olmak demek, bugüne kadar yapılan çabaların göz ardı edilerek, sil baştan anlamına gelmez. Adada iki ayrı devlet, iki ayrı halk vardır. Bu iki toplum birbirine eşittir. Bir çözüm bulunacaksa, bu, eşitlik temelinden bulunacaktır. Türkiye’nin garantisi önemlidir. Bundan vazgeçilmesi de söz konusu olamaz. Biz çözüm istiyoruz, ama bütün bu gerçekleri kabul etmek kaydıyla. Eğer bu gerçekler kabul edilmeden bir çözüm aranacaksa, bu çözüm olmaz, adaya bu manada kalıcı bir çözüm getirmez”.<br />
Yüreğimize su serpen bu sözleri biz Türkiye’nin Kırmızı Çizgisi olarak algılıyoruz ve  “Türkiye, Annan Planından önceki, TBMM’de oy birliği ile kayda geçirilen çizgiye dönmüştür” diyoruz. Bu, Rum-Yunan ikilisinin ve onları 44 yıldır destekleyen dostlarının şaşmayan siyasetleri karşısında gerekli olanı yapmak anlamına gelir. Bu çizgiden asla şaşmamalıyız.<br />
Ancak bir zorluk vardır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümetinin programında  “uzlaşma formülü”, KKTC ilan edilmeden 1977-1979’da yapılan anlaşmalardaki dili kullanmaktadır. Bu anlaşmalar, garanti antlaşmasının devamına bağlı olarak yapılmıştı. O günden bu güne, “toplum” kelimesi, gerçek anlamını almış “kendi kaderini tayin” hakkı olan (ve bu hakkı ikinci kez kullanarak KKTC’yi kuran, üçüncü kez ayrı referandumlarda kullanan) HALK olduğu kanıtlanmıştır. 1968’den bu yana “iki toplumlu federasyon’u” konuşur gibi yapıp da, uzlaşmaktan kaçan Rum tarafı, şimdi yine aynı oyunu ve Hristofyas’ın deyimi ile  “Türk askerinden kurtulmak için” oynamak istemektedir. Bu oyuna gelmemek milli görevimizdir. Türkiye, gidilmesi gereken yolu göstermiştir: İki Devletin ortaklığı! Gerisini Rum tarafı düşünsün!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/kirmizi-cizgimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşaretler</title>
		<link>http://www.yenicag.org/isaretler/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/isaretler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Mar 2008 21:22:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[bm]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Enosis]]></category>
		<category><![CDATA[es be annem]]></category>
		<category><![CDATA[Hristofyas]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[Lefkoşa]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Rum-Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Talat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/isaretler/</guid>
		<description><![CDATA[Hristofyas’ın açıklamaları 44 yıllık Rum siyasetinde, bizdeki “barış ve şimdi hemen barış” yanlılarının bekledikleri doğrultuda, herhangi bir değişiklik olmadığını ve olmayacağını göstermektedir. Söylenenler ile yapılanlar bunun işaretini açıkça vermektedir. Rum liderlerinin Kıbrıs konusunda “milli görüş ve inançları” ötesinde Milli Konseyde oy birliği ile alınan kararlara bağlı olduklarını bilenler için, bu, sürpriz olmamıştır. Milli Konsey kararlarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hristofyas’ın açıklamaları 44 yıllık Rum siyasetinde, bizdeki “barış ve şimdi hemen barış” yanlılarının bekledikleri doğrultuda, herhangi bir değişiklik olmadığını ve olmayacağını göstermektedir. Söylenenler ile yapılanlar bunun işaretini açıkça vermektedir.<br />
Rum liderlerinin Kıbrıs konusunda “milli görüş ve inançları” ötesinde Milli Konseyde oy birliği ile alınan kararlara bağlı olduklarını bilenler için, bu, sürpriz olmamıştır. Milli Konsey kararlarında “Enosis” vardır; “üniter devlet” ve dolayısı ile “Kıbrıs Türklerine 1960’da tanınmış olan toplumsal hakları (egemenlikte, bağımsızlıkta özel kurucu ortaklık hakları, veto ve benzeri hakları) vermemek” vardır; Garanti Anlaşmasının lâğvedilmesi ve dolayısı ile “adanın <span id="more-81"></span>tümünün askersizleştirilmesi” de vardır; Rum göçmenlerin geri dönmeleri Kipriyanu zamanından alınmış kararlar arasındadır ve zaten bunu da “evrensel insan hakları” kategorisinde değerlendirmektedirler sanki Kıbrıs’ta bize 1963’leri yaşatmamışlar gibi!<br />
Yoldaş Hristofyas “Talat ile ancak BM nezaretinde görüşebileceğini” söylüyor. Niye? Çünkü “Tüm Kıbrıs’ın Cumhurbaşkanı olan(!) Hristofyas’ın muhatabı Türkiye’dir” (!) de onun için! Adam bu inançta! Hristofyas Talat ile 8 Mart anlaşması için görüşmeye hazır olduğunu açıklamaktadır. Efendiliğe (!) ve samimiyete (!) bakınız. Bir buçuk yıldır görüşülemeyen ve tarafların manasında ve uygulamasında mutabık kalamadıkları bir belgeyi öne sürmeyi açıkgözlülük zannediyor. Bizimkiler Rum pazarına daha kolay gitsinler diye açılmasında ısrar ettiğimiz Lokmacı Barikatının açılması için Hristofyas “tüm barikatlar açılsın ve barikatların etrafındaki bölgeler, Lefkoşa dahil, askerden arındırılsın” diyecekmiş. Niye demesin? Kıbrıs’ın tümünü temsil eden Cumhurbaşkanımız değil mi? Adam kendini böyle görmektedir. Bu sahte unvan altında seçim kazandı diye bizden Hristofyas’a tebrik gönderenleri görmedik mi? Bunu gören Kilise ULULARI “veto hakkı yok, tek kişi tek oy, yasalar altında eşitlik” beyanları ile Hristofyas’ın yoluna ışık tutmadılar mı?<br />
Bu, “aydınlanmış Barış yolunda” gideceğimiz köyün minarelerini iyice görelim diye yoldaş Hristofyas “varılacak anlaşma BM Kararlarına ve AB normlarına uymalıdır” diyerek “üniter devletin tümünde dolaşım ve yerleşim AB’de olduğu gibi serbest olacak” mesajını veriyor. Anlamamakta ısrar mı edeceğiz? Ve bütün bunlardan sonra “Federasyon acıdır ama, askeri çıkarmak için başka çare yok” diyerek Federasyonun “sözde federasyon” olacağını ve asker çıktıktan, Garanti Anlaşması sıfırlandıktan sonra “gerisinin kendilerine kalmış bir iş olacağı” işaretini veriyor. Beşparmakların yüzünü işte o zaman güldürecek Pek Sayın ve barışçı yoldaş Hristofyas. Hudutlarını da Girne’ye kadar uzatabilmek için “ada sathında askersizleştirme” şart oluyor.<br />
Elimizde 1960 Antlaşmalarının verdiği ve can pahasına koruduğumuz; 20 yıl bekledikten sonra KKTC olarak somutlaştırdığımız haklar vardır. Bunların başında 1960 Cumhuriyetinin, her açıdan eşit iki kurucu ortağından biri  ve 1956’lardan bu yana “kendi kaderini tayin etme hakkı olan” bir HALK olduğumuz gerçeğidir. Ayrıca “Kıbrıs’ın, Türkiye’nin de üye olmadığı bir kuruluşa üye olamayacağı” kesindir. Rum ortağın, uluslararası Anlaşmaları çiğneyerek yapmış olduğu bir müracaatı “Kıbrıs’ın müracaatı” diye kabûl eden AB’nin bu kararına uymak zorunda değiliz. Türkiye’nin Garantörlük hakkı Lozan dengesini de içermektedir. Bunu kimse, Türkiye’ye rağmen bozamaz, yok farz edemez. Rum-Yunan ikilisi bunlara rağmen, terör ile elde ettikleri sahte bir unvanın arkasına saklanarak Kıbrıs’a sahip çıkmaya çalışmaktadır. 44 yıldır dik durduk ve bunu engelledik. Şimdi ne olmuştur ki “barış ve uzlaşma adına” yoldaş Hristofyas’a teslim olacağız? Hristofyas’ın istediği barıştaki eşitlik musalla taşındaki eşitliğe benzemektedir. Bizdeki “yes be annemciler” ile halkımıza, tehditlerle ve olmayacak vaidlerle “Evet” dedirtenler işlerin nereye geldiğini halâ görmeyecekler mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/isaretler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dost mu, düşman mı?</title>
		<link>http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Feb 2008 23:07:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[1950]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[Annan]]></category>
		<category><![CDATA[Annan Plânı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova]]></category>
		<category><![CDATA[kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[müttefik]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Kosova’nın bağımsızlığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de tanınmasına yol açar endişesinde olan Yunanistan’ı  “dost ve müttefik; stratejik ortak ABD”  teskin etmek için derhal devreye girdi ve  “korkmayınız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamız bahis konusu değildir”  teminatını verdi. Kıbrıs konusunda ABD’nin 1950’lerden bu yana devam eden Yunan yanlısı tutumu nedeniyledir ki Kıbrıs meselesi bugüne kadar halledilemedi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="news_detail">
<p class="news_detail_content">
<p id="news_content" class="content content_12">Kosova’nın bağımsızlığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de tanınmasına yol açar endişesinde olan Yunanistan’ı  “dost ve müttefik; stratejik ortak ABD”  teskin etmek için derhal devreye girdi ve  “korkmayınız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamız bahis konusu değildir”  teminatını verdi.<br />
Kıbrıs konusunda ABD’nin 1950’lerden bu yana devam eden Yunan yanlısı tutumu nedeniyledir ki Kıbrıs meselesi bugüne kadar halledilemedi ve Türk tarafı olarak Türkiye, ABD’den gelecek yeni baskılara boyun eğmediği takdirde Kıbrıs meselesi olduğu yerde kalacaktır. Endişemiz, yeniden başlatacakları görüşmelerde ABD’nin İngiltere ile birlikte daha etkin bir şekilde işe karışacakları ve yeniden, Annan Planı döneminde olduğu gibi, “Kıbrıs AB yolunda engel<span id="more-73"></span> olmaktan kalksın” düşüncesiyle Türk tarafının  “uslu çocuk, barışçı taraf” rolünü oynamağa kalkmasıdır. Rum ile Yunan’ın yarattığı Kıbrıs meselesini onların önüne değil de Türkiye’nin önüne koyanların gerçek maksatlarının Türkiye’ye tam üyelik vermemek olduğunu hâlâ anlamamışsak çok yazık.<br />
Kosova’nın bağımsızlığı kendi içindeki Cumhuriyetlere de örnek olur endişesi ile Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkan Putin’in Batılıları  “ikiyüzlülükle”  suçlaması ve  “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni niye tanımıyorsunuz?” sorusunu sorması ne kadar yerindeyse, kendi iç durumu nedeniyle Rusya’nın KKTC’nin olduğu kadar Kosova’nın da bağımsızlığına karşı çıkması o kadar düşündürücüdür.<br />
Her hukuk davasında olduğu gibi, uluslararası her konuda da gerçekler dikkate alınmalıdır. Aksi halde gerçeklere bakmaksızın bir arada yaşamayı denemiş fakat becerememiş, biri diğerinin kanına girmiş, kendi insanının yasal haklarını çiğnemeyi milli davası haline getirmiş gaspçı bir tarafı, haklarını ve canını korumaktan öteye bir şey yapmamış olan diğer tarafla  “uzlaşma”  adı altında yeniden bir araya getirmenin sonucu yeni felâketler olacaktır.<br />
Kıbrıs konusunda Batılılar kadar Rusya da Kıbrıs Türklerine haksızlık yapmakta birbirleriyle yarışmışlardır. ABD bu yarışta öncülük etmeye devam etmektedir. Çıkarı nedir? Çıkarı İngiltere ile birlikte Kıbrıs’ı  Orta Doğu Projesinde kendi maksatları için kullanmaktır. Türkiye’ye             “ılımlı İslam’ı”  gösteren ve AB ile birlikte  “Atatürk ilkelerinin” AB normları ile uyumsuzluğunu savunarak Türkiye’ye  “mükellefiyetlerini yerine getirip, Kıbrıs’la ilgili önerilerini Rumların kabul edebilecekleri şekle sokmasını” öneren bu  “dost-müttefik-stratejik ortak”  Türkiye’yi adadan söküp atma projesini Orta Doğu Projesinin bir gereği olarak değerlendirmektedir.<br />
Türkiye’yi AB doğrultusunda  “Ermeni-Kürt-Azınlıklar-vilayetlere özerklik-azınlık olmayanlara azınlık hakları-Ekümenlik” baskıları ile zayıflatıp küçültmeği öngören bu siyaset devam ettiği sürece ABD ve diğer dostlar Kıbrıs meselesindeki iki yüzlülüklerini devam ettireceklerdir. İngiltere Kıbrıs’taki üsleri nedeniyle Rumlarla dost geçinmeye mecbur, Garantörlüğüne ihanet etmiş bir ülkedir.<br />
Ancak ne kadar acıdır ki “en güçlü ve en haklı olduğu”  Kıbrıs davasında Türkiye, meselenin halli için, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni asla tanımayacağını sık sık beyan eden ABD’den ve tarafsızlığını yitirmiş olan İngiltere’den medet ummakta ve Annan Planında olduğu gibi, bunların gösterdiği yolu “hak ve adalet yoluna” tercih etmektedir. Hak ve adalet yolu taraflar arasında  “dostların”  kasıtlı olarak meydana getirdikleri dengesizlik devam ettiği sürece masaya oturmak için kırmızı çizgilerimizi belirleyerek direnişe devamdır.<br />
Unutmayalım kılavuzluğunu ABD ile İngiltere’nin (ters yönden de o zamanki Sovyetlerin şimdiki Rusya’nın) yaptığı yolculuk bize 44 yıla ve binlerce cana mal olmuştur. ABD dahil bu dostlar(!) bizi teslimiyete götürünceye kadar görevlerini yapmağa devam edeceklerdir. Kendimize gelelim. Kıbrıs konusunda dostlukların değil çıkarların ağır bastığını bilerek kendi çıkarımızı koruyalım. Kendi çıkarımız “Türk Garantisinin devamına dayalı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığıdır”. Gerisi boş lâftır; kendi kendimizi avutmak ve milleti kandırmaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Al Birini Vur Ötekine</title>
		<link>http://www.yenicag.org/al-birini-vur-otekine/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/al-birini-vur-otekine/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 16:49:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Settar Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[akel]]></category>
		<category><![CDATA[al]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[anglo-sakson]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[birini]]></category>
		<category><![CDATA[bm]]></category>
		<category><![CDATA[dimitri hristofyas]]></category>
		<category><![CDATA[EOKA]]></category>
		<category><![CDATA[genel sekreteri]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz üsleri]]></category>
		<category><![CDATA[ismet]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[klüb]]></category>
		<category><![CDATA[kotak]]></category>
		<category><![CDATA[maraş]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[muhafaza]]></category>
		<category><![CDATA[ötekine]]></category>
		<category><![CDATA[papadopulos]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[rum cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[thason]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[vur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/al-birini-vur-otekine/</guid>
		<description><![CDATA[Bu hafta Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’nde başkanlık seçimi vardır. Aylardan beri gündemi işgâl eden bu seçime bulunan kulp, güya kazanana göre Kıbrıs sorununa çözüm bulunup bulunamayacağı belli olacakmış! Yani Thasos Papadopulos kazanırsa, eski EOKA tetikcisinden hayır gelmez, bunca zaman görüşmeye, anlaşmaya yanaşmadı; şimdi de yanaşmaz mı denecek? Ya da Komünist (Eğer o yanı kalmışsa) AKEL’in Genel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’nde başkanlık seçimi vardır. Aylardan beri gündemi işgâl eden bu seçime bulunan kulp, güya kazanana göre Kıbrıs sorununa çözüm bulunup bulunamayacağı belli olacakmış! Yani Thasos Papadopulos kazanırsa, eski EOKA tetikcisinden hayır gelmez, bunca zaman görüşmeye, anlaşmaya yanaşmadı; şimdi de yanaşmaz mı denecek? Ya da Komünist (Eğer o yanı kalmışsa) AKEL’in Genel Sekreteri Dimitri Hristofyas kazanırsa, masaya oturup, anlaşacak ve de adayı birleştirecek mi?&#8230;Ona eklenti de var; Türk askerini adadan çıkaracak, Türkiye ile oturup anlaşma yapacak, kendine göre, ne murad ediyorsa ”Yerleşikleri” adadan kovacak ve de Rumların eski yerlerine dönmelerini (Dikkat ediniz Türklerin değil) sağlayacakmış&#8230; İngiliz Üsleri şimdilik hedef alınmamış görünmektedir&#8230;<br />
<span id="more-58"></span><br />
Bana sık sık soruldu,”Papadopulos ve Hristofyas arasında ne fark var?” diye&#8230; Bakıp görebiliyorsanız fark olmadığını saptarsınız. Her birinin kedine göre oyunu vardır. Her durumda bu oyun Türkü saf dışı bırakmayı öngörmektedir. Oyun, adanın “Rum Cumhuriyeti” yapılması ve Türkün de bu geminin arka tarafında bir yerlere hafifce oturtulmasıdır. Ha anlaşma yapmazlarsa ne olacak? Hiçbir şey. Ne BM, ne AB ve ne de Anglo-Sakson kulübü, bunları suçlamayacak, “Türkiye ve Türkler, Rumlara yanaşmak için biraz daha ödün versinler denecek&#8230; Nereden biliyoruz? Tecrübe ile sabittir. Annan Plânından sonrasını unuttunuz mu?</p>
<p>İşte eski EOKA tetikcisi Thasos Papadopulos, Enosisi başarmakla görevli Yunan lobisinin Avrupadaki başı, Yunanlı armatör Costas Carras gibi uçuk görüşleri olanlardan yararlanarak, bu gemiyi kendi rotasında yürütmek istemektedir. Seçim önerisi olarak ortaya koydukları bu saçmalığa dayanmaktadır.Thasos ne diyor?</p>
<p>“ Kıbrıslı Türklşerle görüşmem; ben Türkiye ile işgâlin kalkmasını görüşürüm. Kıbrıs’ta İki bölgeli, iki toplumlu federasyonun kendine göre ‘doğru’ olanını tarif ederek çerçeve ortaya koymuşmuş! Papadopulos; 15 Kasım 2006 Gambari mektubuna atıfta bulunarak 8 Temmuz’u araç prosedür; 3 doruk anlaşmasını, kararları ve Avrupa ilkelerini de müzakere zemini olarak ortaya koyuyor. Çözüm çerçevesi Kıbrıs(Rum) Cumhuriyeti’nin devamına, Avrupa müktesebatının; ‘Kıbrıs vatandaşlarını(Rumları demek istiyor) ikinci sınıf Avrupa vatandaşı haline getirecek’ daimi sapmalar olmaksızın, Kıbrıs’ın tamamında uygulanmasına dayandırıyor. Yani iki bölge değil eyalet bile olmayacak bir yapıyı savunuyor.</p>
<p>Ve de Thasos bir de seçim avantası istiyor. Anlaşma olmadan Maraş’ı kapmak istiyor. Önerisinde Maraş’ın Birleşmiş Milletler’e verilmesi ve eş zamanlı olarak, yeniden imarına başlanması yönündeki müzakerelerin başlaması gerektiğine işaret ediyor. 1974’ten hemen sonra federasyon çözümünün kabulünün Rum tarafı için hâlihazırda acılı bir taviz olduğunu söyleyen Papadopulos “iki bölgeli iki kesimli, ancak içeriği doğru bir çözümü hedeflediğini” savundu ama Kıbrıslı Türklerle değil, Türkiye ile görüşmekte kararlı olduğunu öne çıkardı. İşte o savunması:</p>
<p>“Kıbrıs Cumhuriyeti başkanlığı kurumunu; hiçbir şekilde küçümsemiyorum, Kıbrıs Türk toplumu lideriyle görüştüğüm için şâibe altına da sokmuyorum. Kıbrıs Cumhuriyeti başkanı, aynı zamanda Kıbrıs Rum toplumu lideridir ve Kıbrıs Türk toplumu lideriyle Kıbrıs Rum toplumu lideri olarak görüşüyorum. Dahası, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin; uluslararası boyutları olan bir konuda Kıbrıs Türk toplumuyla görüşmesi de yanlış olurdu, çünkü bu şekilde Kıbrıs sorununu bir iç mesele haline getireceğiz ki bu Türkiye’nin değişmez hedefidir. Biz, Kıbrıs sorununun toplumlar arası bir sorun veya Kıbrıs Cumhuriyeti ile Kıbrıslı Türkler arasındaki bir sorun olduğunu kabul etmiyoruz. Kıbrıs sorunu, her zaman bir istila ve işgal sorunudur ve bunun sorumlusu da Türkiye’dir”.</p>
<p>Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yıkmak için Akridas Plânını hazırlayıp uygulayanların başında gelen Papadopulos, kurşunlanıp kuyulara atılan Türklerin kemikleri daha yeni yeni su yüzüne çıkarılırken bile yüzünden utanmıyor ve 44 yıllık Rum Yunan işgalini görmezden gelerek eksik kalanı da şöyle tamamlıyor: “ İstilanın bir sonucu olarak Kıbrıs’ta işgal ordusu bulunduğu andan itibaren Millî Muhafız Ordusu’nu işgalciye karşı caydırıcı bir güç olarak elimizde tutmaktan ve güçlendirmekten başka bir seçeneğimiz yoktur. Vatanımızın önemli bir bölümünü 34 yıl işgali altında bulunduran ve bu bölümde saldırı pozisyonunda ve tam teçhizatlı 40 binden fazla asker bulunduran bir ülkeye güvenemeyiz. Çözümle birlikte tam askersizleşmiş bir Kıbrıs istiyoruz. Güvenlik meselesinin seçim kampanyaları dâhilinde konuşulmaması gerektiği görüşüne sahibim.”</p>
<p>Karşı tarafta sahne alacakalır iyi tanıyınız diye söylediklerini seçerek buraya aktarıyorum. Bu özettir. Yoksa atılan nutuklar, toprağı kaldırmaktadır. İşte Papadopulos’un öteki incileri:<br />
1.İki topluma güven verecek ve Üçüncü ülkelere (Yani Türkiye demek istiyor), müdahale hakkı öngörmeyecek yeni bir güvenlik sistemi.<br />
2.-Üçüncü ülkelere egemenlik hakları (hava sahası, münhasır ekonomik bölge, karasuları) verilmemesi;<br />
3. Uluslararası hukuk ve Avrupa hukuku uyarınca göçmenlerin geri dönüş haklarının tanınması. Göçmenlerle ve mülkiyetle ilgili herhangi bir pratik çözümün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun olması.<br />
4. Ekonominin birleşmesi.,ara düzenlemelerin süresinin kısa olması; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin mevcut anayasal rejiminden federasyon rejimine geçiş; yeni yapılar hazır olduğunda ve sonuç getirici şekilde işlemelerinin güvence altına alınmasından sonra gerçekleşecek.<br />
5.Belirli bir süre sonra, “Karma İki Toplumlu Anayasa Meclisi’nin”, çözümün hayata geçirilmesinin ilk yılında edindiği tecrübeler ışığı altında anayasal değerlendirme yapmasına dair bir anlaşma gerekir.”</p>
<p>İşte eski EOKA tetikcisi, Samsonla Küçük Kaymaklıyı basıp, büyük küçük demeden kurşunlayan ve evlerinden yerlerinden eden kahramanın gerçek yüzü&#8230; Hayırlı seçimler&#8230; (Daha sonraki yazımda Hristofyas’ın yuzünü sunarım).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/al-birini-vur-otekine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rum-Yunan davası</title>
		<link>http://www.yenicag.org/rum-yunan-davasi/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/rum-yunan-davasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 15:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[aKRİTAS]]></category>
		<category><![CDATA[AKRİTAS PLANI]]></category>
		<category><![CDATA[Annan]]></category>
		<category><![CDATA[Churchill]]></category>
		<category><![CDATA[Denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Enosis]]></category>
		<category><![CDATA[EOKA]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs rum kesimi]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs türk cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs türk kesimi]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Makarios]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[Winston Churchill]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/rum-yunan-davasi/</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan’ın Eski Savunma Bakanı Rum-Yunan ikilisinin, yüz yıldır bildiğimiz, Kıbrıs Stratejisini açıkladı. (1) 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmalarından kurtulmak, (2) Kıbrıslı Türklerin Türkiye’den bağlarını koparmak, (3) Türkiye’nin Kıbrıs’ın tamamı üzerindeki emellerinden vazgeçmesini sağlamak. Esas olan (1) ve (2)deki hedeflerdir. (3)deki sadece Türkiye’nin böyle bir niyeti varmış havasını yayarak Rum halkını (1) ve (2) etrafında birleştirmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan’ın Eski Savunma Bakanı Rum-Yunan ikilisinin, yüz yıldır bildiğimiz, Kıbrıs Stratejisini açıkladı. (1) 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmalarından kurtulmak, (2) Kıbrıslı Türklerin Türkiye’den bağlarını koparmak, (3) Türkiye’nin Kıbrıs’ın tamamı üzerindeki emellerinden vazgeçmesini sağlamak. Esas olan (1) ve (2)deki hedeflerdir. (3)deki sadece Türkiye’nin böyle bir niyeti varmış havasını yayarak Rum halkını (1) ve (2) etrafında birleştirmek için tevessül edilen bir propagandadır. Akritas Planı da aynı hedefleri öngörmekteydi.<br />
<span id="more-57"></span><br />
Annan Planı ile elde edinmek istenen de bundan başka bir şey değildi. Papadopullos’un bu planı ret etmesi taktiksel bir yaklaşımdır. Bundan sonra gelecek olan önerinin Rumlara da evet dedirtecek şekilde lehlerine tadil edilmiş bir plan olacağının bilinci içinde atılan bir adım ve “Meşru Kıbrıs Hükümeti”  unvanından taviz verilmeyeceğinin altını çizen bir yaklaşımdı. ABD adına Bryza’nın  “Türkler önerilerini Rumların kabul edebilecekleri şekle soksun” çağrısını unutmayalım.<br />
Rum liderler “Meşru Kıbrıs Hükümeti”  unvanını elde tuttukları sürece taktik gereği görüşmelere katılırlar; aceleleri yoktur; “meşru hükümet”  olarak oturup  “meşru hükümet”  olarak kalktıkları sürece Türk tarafı ile uzlaşmaya ihtiyaçları da yoktur. Bizimkiler  “aman uzlaşma, derhal barış, bütünleşme” dedikçe Rum liderliğinin keyfi yerindedir.</p>
<p>Yazının başlangıcında  “Yüz yıldır bildiğimiz strateji açıklandı” dedim. Bilmeyenler bilsin diye açıklamakta yarar var! Osmanlı döneminde Enosis isyanını bir yana bırakalım. 1878’de İngiliz’in adaya ayak bastığı gün Rum Kilise uluları ve diğer liderler  “Enosis”  talebi ile ayağa kalktılar. O gün bu gündür, Kıbrıs’ı Yunan yapmak isteminden ve eyleminden vazgeçmediler ve Kıbrıs Türklerini de, Enosis’e karşı oldukları için, düşman bildiler. Balkan Savaşları sırasında ve Yunanistan’ın kurtuluş mücadelesi yıllarında Kıbrıs’ta Türklere kan kusturdular. 1907’de Winston Churchill’in ziyaretinde yine Enosis talebinde bulundular. Türkler Churchill’e  “Enosis yüzünden sokağa çıkamaz hale geldik, bir çare bulunuz, Enosis’i yasaklayınız” çağrısında bulundular. 1920’lerde emperyalistlerin maşası olarak Megali İdeayı pekiştirmek için Anadolu’ya saldırdıklarında da Kıbrıs’ta Türklere yapmadıklarını bırakmadılar. 1923 Lozan Antlaşmasından sekiz yıl sonra 1931’de Vali Konağını Enosis diyerek yaktılar. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra  “Kıbrıs Halkı kendi kaderini tayin hakkını kullanarak Enosis istiyor” bayrağını açtılar. Kıbrıs Türk liderliği  “Kıbrıs’ta Türkler de vardır; İngiltere adadan çıkacaksa adayı eski sahibi Türkiye’ye versin”  diye direnişe geçmek zorunda kaldı. 1950’de Enosis plebisiti ve dünyaya yeniden yalan:  “Kıbrıs Halkının yüzde 95’i Enosis istiyor” yaygarası ve Türklerin  “Kıbrıs’ta iki halk vardır” cevabı ile tırmanışa geçen gerginlik.1950’de Makarios’un  “ölünceye kadar Enosis”  yemini ve 1954’de adaya Yunanistan’dan gelen tedhişçiler ve silâhlar. 1955’de başlayan EOKA tedhişi 1958 sonuna kadar devam eder. Yüzlerce Türk öldürülür, 33 köy boşaltılır. 1959’da, Türkiye’nin direnişi sayesinde Zürih ve Londra Antlaşmaları ile 1960’da Ortaklık Cumhuriyeti kurulur. Aynı anda Akritas planı ile bunu yıkma kararı alınır. Strateji hep aynıdır: Enosis’i engelleyen antlaşmalardan kurtulmak, Türkiye’nin ada ile ilgisini sıfırlamak.</p>
<p>Ve&#8230; BM’nin yaptığı kamu yoklamasına göre genelde yüzde 45 Rum (yüzde 65 Rum genci) Türklerle bir arada yaşamak istemiyor. Ne istiyorlar? Garanti Antlaşması lağvedilecek, askersizleşen Kıbrıs’ta Türkiye’nin askeri ve müdahale hakkı olmayacak, “yerleşikler”  Anadolu’ya dönecek, Rum göçmenler eski yerlerine gidecek, üniter bir devlette Tek Halk Tek Devlet, Tek Egemenlik içinde Türk azınlığına  “eşit hak”  tanınacak ancak bunlar AB normları altında geri alınabilecek.</p>
<p>Görüşmeye hazır mısınız? Sorusuna ’evet’ diyen temsilcilerimiz Rum’u ve Rum-Yunan stratejisini biliyorlarsa bu ’evet’ten önce  “KKTC ve Garantiler baki kalmak şartıyla”  sözünü de söylemezlerse işimiz çok zor olacak diye düşünüyor ve üzülüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/rum-yunan-davasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

