<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeniçağ &#124; Yenicag,yenicag,yeniçağ,yeniçag,siyaset,gazete,televizyon,medya,haber,köşe yazısı,köşe yazıları,insan,insanlar,televizyonu,gazetesi,gazate,tv,ortadoğu,Erhan Öztunç,Yavuz Selim Demirağ,İsmet Kotak &#187; Annan Plânı</title>
	<atom:link href="http://www.yenicag.org/tag/annan-plani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenicag.org</link>
	<description>Yeniçağ &#124; Yenicag,yenicag,yeniçağ,yeniçag,siyaset,gazete,televizyon,medya,haber,köşe yazısı,köşe yazıları,insan,insanlar,televizyonu,gazetesi,gazate,tv,ortadoğu,Erhan Öztunç,Yavuz Selim Demirağ,İsmet Kotak</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 13:55:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Dost mu, düşman mı?</title>
		<link>http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Feb 2008 23:07:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[1950]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[Annan]]></category>
		<category><![CDATA[Annan Plânı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova]]></category>
		<category><![CDATA[kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[müttefik]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Kosova’nın bağımsızlığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de tanınmasına yol açar endişesinde olan Yunanistan’ı  “dost ve müttefik; stratejik ortak ABD”  teskin etmek için derhal devreye girdi ve  “korkmayınız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamız bahis konusu değildir”  teminatını verdi. Kıbrıs konusunda ABD’nin 1950’lerden bu yana devam eden Yunan yanlısı tutumu nedeniyledir ki Kıbrıs meselesi bugüne kadar halledilemedi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="news_detail">
<p class="news_detail_content">
<p id="news_content" class="content content_12">Kosova’nın bağımsızlığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de tanınmasına yol açar endişesinde olan Yunanistan’ı  “dost ve müttefik; stratejik ortak ABD”  teskin etmek için derhal devreye girdi ve  “korkmayınız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamız bahis konusu değildir”  teminatını verdi.<br />
Kıbrıs konusunda ABD’nin 1950’lerden bu yana devam eden Yunan yanlısı tutumu nedeniyledir ki Kıbrıs meselesi bugüne kadar halledilemedi ve Türk tarafı olarak Türkiye, ABD’den gelecek yeni baskılara boyun eğmediği takdirde Kıbrıs meselesi olduğu yerde kalacaktır. Endişemiz, yeniden başlatacakları görüşmelerde ABD’nin İngiltere ile birlikte daha etkin bir şekilde işe karışacakları ve yeniden, Annan Planı döneminde olduğu gibi, “Kıbrıs AB yolunda engel<span id="more-73"></span> olmaktan kalksın” düşüncesiyle Türk tarafının  “uslu çocuk, barışçı taraf” rolünü oynamağa kalkmasıdır. Rum ile Yunan’ın yarattığı Kıbrıs meselesini onların önüne değil de Türkiye’nin önüne koyanların gerçek maksatlarının Türkiye’ye tam üyelik vermemek olduğunu hâlâ anlamamışsak çok yazık.<br />
Kosova’nın bağımsızlığı kendi içindeki Cumhuriyetlere de örnek olur endişesi ile Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkan Putin’in Batılıları  “ikiyüzlülükle”  suçlaması ve  “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni niye tanımıyorsunuz?” sorusunu sorması ne kadar yerindeyse, kendi iç durumu nedeniyle Rusya’nın KKTC’nin olduğu kadar Kosova’nın da bağımsızlığına karşı çıkması o kadar düşündürücüdür.<br />
Her hukuk davasında olduğu gibi, uluslararası her konuda da gerçekler dikkate alınmalıdır. Aksi halde gerçeklere bakmaksızın bir arada yaşamayı denemiş fakat becerememiş, biri diğerinin kanına girmiş, kendi insanının yasal haklarını çiğnemeyi milli davası haline getirmiş gaspçı bir tarafı, haklarını ve canını korumaktan öteye bir şey yapmamış olan diğer tarafla  “uzlaşma”  adı altında yeniden bir araya getirmenin sonucu yeni felâketler olacaktır.<br />
Kıbrıs konusunda Batılılar kadar Rusya da Kıbrıs Türklerine haksızlık yapmakta birbirleriyle yarışmışlardır. ABD bu yarışta öncülük etmeye devam etmektedir. Çıkarı nedir? Çıkarı İngiltere ile birlikte Kıbrıs’ı  Orta Doğu Projesinde kendi maksatları için kullanmaktır. Türkiye’ye             “ılımlı İslam’ı”  gösteren ve AB ile birlikte  “Atatürk ilkelerinin” AB normları ile uyumsuzluğunu savunarak Türkiye’ye  “mükellefiyetlerini yerine getirip, Kıbrıs’la ilgili önerilerini Rumların kabul edebilecekleri şekle sokmasını” öneren bu  “dost-müttefik-stratejik ortak”  Türkiye’yi adadan söküp atma projesini Orta Doğu Projesinin bir gereği olarak değerlendirmektedir.<br />
Türkiye’yi AB doğrultusunda  “Ermeni-Kürt-Azınlıklar-vilayetlere özerklik-azınlık olmayanlara azınlık hakları-Ekümenlik” baskıları ile zayıflatıp küçültmeği öngören bu siyaset devam ettiği sürece ABD ve diğer dostlar Kıbrıs meselesindeki iki yüzlülüklerini devam ettireceklerdir. İngiltere Kıbrıs’taki üsleri nedeniyle Rumlarla dost geçinmeye mecbur, Garantörlüğüne ihanet etmiş bir ülkedir.<br />
Ancak ne kadar acıdır ki “en güçlü ve en haklı olduğu”  Kıbrıs davasında Türkiye, meselenin halli için, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni asla tanımayacağını sık sık beyan eden ABD’den ve tarafsızlığını yitirmiş olan İngiltere’den medet ummakta ve Annan Planında olduğu gibi, bunların gösterdiği yolu “hak ve adalet yoluna” tercih etmektedir. Hak ve adalet yolu taraflar arasında  “dostların”  kasıtlı olarak meydana getirdikleri dengesizlik devam ettiği sürece masaya oturmak için kırmızı çizgilerimizi belirleyerek direnişe devamdır.<br />
Unutmayalım kılavuzluğunu ABD ile İngiltere’nin (ters yönden de o zamanki Sovyetlerin şimdiki Rusya’nın) yaptığı yolculuk bize 44 yıla ve binlerce cana mal olmuştur. ABD dahil bu dostlar(!) bizi teslimiyete götürünceye kadar görevlerini yapmağa devam edeceklerdir. Kendimize gelelim. Kıbrıs konusunda dostlukların değil çıkarların ağır bastığını bilerek kendi çıkarımızı koruyalım. Kendi çıkarımız “Türk Garantisinin devamına dayalı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığıdır”. Gerisi boş lâftır; kendi kendimizi avutmak ve milleti kandırmaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barışçılar (!) sahnede</title>
		<link>http://www.yenicag.org/bariscilar-sahnede/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/bariscilar-sahnede/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 00:44:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[anan planı]]></category>
		<category><![CDATA[Annan Plânı]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[rumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/bariscilar-sahnede/</guid>
		<description><![CDATA[Annan Planı ilk şekli ile önümüze konduğu andan itibaren  “ya imza, ya istifa”  diye halkı yollara dökenlerin başında gelenler bu kez yeniden  “derhal barış platformu” oluşturarak aynı oyunu sahnelemeye başladılar. Bir kısmının AB ve ABD fonlarından yararlandıklarını bildiğimiz bu  “öncüler”  geçmişten ders almamış  “misyonerlerdir” . Misyonları Kıbrıs Türklerini  “derhal barış ve derhal cennet”  aldatmacası ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Annan Planı ilk şekli ile önümüze konduğu andan itibaren  “ya imza, ya  istifa”  diye halkı yollara dökenlerin başında gelenler bu kez yeniden  “derhal  barış platformu” oluşturarak aynı oyunu sahnelemeye başladılar. Bir kısmının AB  ve ABD fonlarından yararlandıklarını bildiğimiz bu  “öncüler”  geçmişten ders  almamış  “misyonerlerdir” . Misyonları Kıbrıs Türklerini  “derhal barış ve  derhal cennet”  aldatmacası ile yeniden yollara dökerek bu kez Annan Planının da  gerisinde, Rumları memnun edebilecek bir plana evet denmesini sağlamaktır. <span id="more-54"></span>Böyle  bir  “sözde uzlaşma”  Kıbrıs Türklerini 5-10 yıl içinde adadan yok edecekmiş,  umurlarında değildir. Anavatanın güvenliği ile ilgili boşluklar yaratılacakmış,  hiç umurlarında değildir.  “Öncüler” , varılacak herhangi bir anlaşmada kendi  geleceklerini garantiye bağlamış kişilerdir. Rum tarafına satacakları tuğlaların  hesabını bile yapmışlardı geçen oyunda!<br />
Görüşmeleri yürütecek olan  Cumhurbaşkanının arkasında ona destek verenlere bir bakalım:  “Öncüler”  iki  toplumlu federasyondan yana- tıpkı ikinci Soyer Hükümetinin programında olduğu  gibi.  “Devlet ve garantiler”  diyen büyük çoğunluk oldukça sessiz ve yeni  partilerin doğuşu ile bölünmüş durumda! Cumhurbaşkanımızın kendileri  “tanınma  istemiyorum”  pozisyonunda! Kıbrıs meselesini halletmek için formül üretenler  çoğalmış,  “1960’a dönelim”  diyenlerin yanında  “Türkiye karışmasın, biz Rum  kardeşlerle bu meseleyi hallederiz”  diyen kendini bilmezler de var. Bunların  sayıları ne ki diye küçümsemeğe gelmez çünkü bunların söylediklerini yayan   “odaklar”  çok ve paralı. Basında bunların resimleri boy boy yayınlanır,  söyledikleri manşetlere çıkar. Misyonerler halk arasında kol gezer. Halka uzanan  mikrofonlardan  “aman usandık artık, bir an önce uzlaşma olsun”  diyen şaşkın  vatandaşların seslerinden de bu misyonerler ve onların para babaları  yararlanmasını çok iyi bilirler.<br />
Annan Planı devrinde halkı aldatanların  utanma perdeleri olmadığı için aynı pişkinlikle aynı oyunu sergilerlerken  aldatılmış insanlarımızın büyük bir kısmı devletim ve garantiler çizgisine  gelmiş bulunmaktadır. Bunların yeniden kandırılmaları mümkün mü? Göreceğiz.  Geçen defa ABD 30 milyon dolar harcamıştı “öncüleri”  zafere ulaştırmak için. Bu  kez ABD daha da aktif rol oynayacağını açıkladı.  “Para gözlü misyonerlerin”   gözleri aydın olsun!<br />
Tekrar edelim. Bizi acele masaya oturtmak isteyenlerin  tek hedefi Rum tarafına vereceğimiz tavizleri çoğaltarak Rumların da evet  diyebilecekleri bir plana imza attırmaktır. Masaya oturduktan sonra başımıza  geleceklerin hikâyesini okumak isteyenler varsa Başaran Düzgün’ün  “Pilatusun  Gölgesinde” adını verdiği kitabını okusun. Annan Planının İsviçre’de nasıl ele  alındığını, yapılan baskıları, verilen sözlerden nasıl dönüldüğünü,  “barış  olsun diye”  nelere evet dememiz istendiğini ve Garantilerin sıfırlanmasına  kadar giden bu yolda Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkmak için   “meşru Kıbrıs Hükümeti”  unvanına nasıl sarıldıklarını görmekte yarar vardır. Bu  kez, kırmızı çizgimizi belirlemeden, masaya oturmadan önce statü eşitliğini  sağlamadan, masadan kalkışta Rum’un yeniden  “meşru hükümet”  bizim de   “cemaat”  olmayacağımız hususunda teminat almadan masaya oturduğumuz takdirde   “geriye dönüşü olmayan bir teslimiyet yoluna” girmiş ol.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/bariscilar-sahnede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

