<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeniçağ &#124; Yenicag,yenicag,yeniçağ,yeniçag,siyaset,gazete,televizyon,medya,haber,köşe yazısı,köşe yazıları,insan,insanlar,televizyonu,gazetesi,gazate,tv,ortadoğu,Erhan Öztunç,Yavuz Selim Demirağ,İsmet Kotak &#187; abd</title>
	<atom:link href="http://www.yenicag.org/tag/abd/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenicag.org</link>
	<description>Yeniçağ &#124; Yenicag,yenicag,yeniçağ,yeniçag,siyaset,gazete,televizyon,medya,haber,köşe yazısı,köşe yazıları,insan,insanlar,televizyonu,gazetesi,gazate,tv,ortadoğu,Erhan Öztunç,Yavuz Selim Demirağ,İsmet Kotak</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 13:55:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hasan Cemal&#8217;e köylü mektubu</title>
		<link>http://www.yenicag.org/hasan-cemale-koylu-mektubu/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/hasan-cemale-koylu-mektubu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 May 2008 11:50:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Emekçi]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullahçı]]></category>
		<category><![CDATA[Güneydoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Cemal]]></category>
		<category><![CDATA[köylü]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki mektup bir köylü vatandaşımızdan geldi. 1 Mayıs&#8217;ta bile AKP&#8217;yi savunan Hasan Cemal ve benzerlerine bakın o köylü yurttaşımız nasıl sesleniyor: &#8216;Bre Hasan Cemal nedir senin bu asker düşmanlığın? Nedir bu darbe fobin? Recep Tayyip bir defa belki de kazara Hasan Abi dedi; pusulanı şaşırdın. Arenaya çıkmış İspanyol boğalarını geçtin. Nokta dergisinin saçmalıklarına savcılar resen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıdaki mektup bir köylü vatandaşımızdan geldi. 1 Mayıs&#8217;ta bile AKP&#8217;yi savunan Hasan Cemal ve benzerlerine bakın o köylü yurttaşımız nasıl sesleniyor:<br />
&#8216;Bre Hasan Cemal nedir senin bu asker düşmanlığın? Nedir bu darbe fobin? Recep Tayyip bir defa belki de kazara Hasan Abi dedi; pusulanı şaşırdın. Arenaya çıkmış İspanyol boğalarını geçtin. Nokta dergisinin saçmalıklarına savcılar resen harekete geçsin diyorsun. Ama kendin, Diyarbakır ve güneydoğu halkının katil Apo&#8217;yu hala bir ulusal kahraman olarak gördüklerini yazmaktan utanmıyorsun, çekinmiyorsun.<br />
Tutturmuşsun bir demokrasi, daha çok demokrasi diye. Türkiyedekinin nasıl bir demokrasi olduğunu bilmiyorsun öyle mi? Ah sen ve de senin gibi fırıldaklar: Gel Hoyrabolu&#8217;ya gör dağıtılan iaşe çantalarını, kömürleri&#8230; Gör gözünle olanları da Tayyip kardeşine biraz daha övgüler düz.<br />
Hep Avrupa&#8217;dan bahsedersin? Hangi Avrupa devletinde başkent belediye başkanı nohut, ayçiçek yağı, sabun, fasulye dağıtır? Paris&#8217;te mi Londra&#8217;da mı? Berlin&#8217;de mi?<br />
Sen ve senin gibilerin rüzgarına kapılan bu iktidara yemin ederim acıyorum. Çünkü sizler o şeriat isteyen AKP&#8217;ci azınlık azgınları var ya onlardan daha azgınsınız.<br />
Ordu-asker düşmansın. Bir de CHP ve Baykal&#8217;ın. Çünkü onlar varken senin hizmetkarlığını yaptığın AKP rejimle oynayamaz. İşte AKP Kütahya milletvekili Hüseyin Tuğcu, &#8216;İhale alacakların eşi başını örtecek.&#8217; diyor. Sen ne diyorsun?<span id="more-116"></span><br />
Eşi, devletini mahkemeye vermiş birini Avrupa&#8217;da cumhurbaşkanı yaparlar mı?<br />
Şerif Mardin bile bir takım baskılardan bahsederken sen ve senin gibiler kılınızı kıpırdatmıyorsunuz. Tarhan Erdem AKP&#8217;nin oyunu tuttururken iyi; ama aynı endişeleri taşıdığını söyleyince tu kaka, öyle mi?Şeriatı AB önler diye yazıyorsun. Türkiye&#8217;ye şeriat gelirse AB ordu mu gönderecek. AB&#8217;den 200&#8242;ü aşkın gözlemci geldi seçimlerde. Mardin&#8217;de, Urfa&#8217;da kadınları ortada görmedi. Onların yerine ağa ve şıhın reyleri attığını görmüyorlar mı? Onlar görmüyor, görmezden geliyor; sen ve senin gibiler bilmiyorlar mı?<br />
Kürt sorunu Osmaniye Zorkun yaylasında devriye gezen jandarmaları öldürerek, şehit ederek çözülmez. Dünyada dağa çıkmış da devlete konmuş kim var söyle, kim var?<br />
Başbakan teminat veriyor; kadınlar korkmasın diyor. İranda&#8217;da mollalar teminat verdiler, ne oldu? Nerede Mehdi Bazargan? Nerde Tudehçiler? Nerde Mesut Recavi? Nerde Hasan Beni Sadr? Yazsana, nerede? Listeyi uzatsam sayfa almaz.<br />
Şimdilik sen kullanılıyorsun. Ama inanıyorum ve eminim ki senin de sonun Fatih Altaylı gibi olacak; kağıt mendil gibi çöp sepetini boylayacaksın.<br />
Hasan Karagören<br />
Kabahöyük köyü/ HAYRABOLU&#8217;<br />
Bu okurumun eline sağlık. Hasan Cemal gibi sözde aydınlara bakıp üzüleceğinize Hasan Karagören gibi yurttaşlarımıza bakın, umutlanın&#8230; Allah kimseyi Orhan Pamuk, Hasan Cemal, Ahmet-Mehmet Altan&#8217;lar, Murat Belge, Eser Karakaş vb&#8230; tiplerin durumuna düşürmesin.<br />
Milletinin içine çıkamayan, onların yüzüne bakamayan bu insanlara acımayalım da kime acıyalım&#8230;<br />
1 Mayıs&#8217;ta AKP terörüne uğrayan işçiler, küçük bir önlemle bundan kurtulabirlerdi.<br />
Sağ ellerine, &#8216;Hepimiz Ermeniyiz!&#8217; yazan, sol ellerine &#8216;Biji Apo!&#8217; yazan pankartlar alacaklardı.<br />
Polis, onları copla veya bombayla değil, şekerle karşılardı; herkesin tek tek yanaklarından öperlerdi.<br />
Çünkü; Türk polisi içine sızan Fethullah&#8217;ın adamları artık böyle istiyorlar. Emekçiye vur; bölücüye selam dur. Perşembe günkü saldırı; polis içine AB&#8217;ci-ABD&#8217;ci emek düşmanı Fethullahçıların sızdığını iddia edenlerin bu görüşlerini kuvvetlendirdi.<br />
1 Mayıs 1977&#8242;deki kanlı 1 Mayıs&#8217;ta bile polis böyle sert davranmamıştı. Bu konu ile ilgili anılarımı yarınki Akşam Gazetesi&#8217;nin tarih sayfasında aktaracağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/hasan-cemale-koylu-mektubu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;da söyleyip Bükreş&#8217;te şaşmayalım</title>
		<link>http://www.yenicag.org/ankarada-soyleyip-bukreste-sasmayalim/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/ankarada-soyleyip-bukreste-sasmayalim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Mar 2008 21:55:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Babacan]]></category>
		<category><![CDATA[Cheney]]></category>
		<category><![CDATA[Komplo]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut BarzaniGenelkurmay Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Nazif Okumuş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/ankarada-soyleyip-bukreste-sasmayalim/</guid>
		<description><![CDATA[Dileriz, NATO&#8217;nun önderliğinde haftaya Bükreş&#8217;te yapılacak Afganistan zirvesinde de, emrivakilere aldırmayıp Türk askerinin bu ülkeye gitmesine karşı çıkarız da, kendi oyunumuzu kendimiz kurmuş oluruz. ABD Başkan Yardımcısı sıfatını taşımakla birlikte olmadık işlerin baş sorumlusu olarak bilinen Dick Cheney&#8217;in Türkiye ziyaretinin Ankara ayağındaki görüşmeler, bu açıdan umut verdi. İtiraf etmek gerekir ki çoğu kimse, dünyanın en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="ana_haber"><img src="http://img.takvim.com.tr/i/y/1199.jpg" align="left" height="112" width="90" />Dileriz, NATO&#8217;nun önderliğinde haftaya Bükreş&#8217;te yapılacak  Afganistan zirvesinde de, emrivakilere aldırmayıp Türk askerinin bu ülkeye  gitmesine karşı çıkarız da, kendi oyunumuzu kendimiz kurmuş oluruz. ABD Başkan  Yardımcısı sıfatını taşımakla birlikte olmadık işlerin baş sorumlusu olarak  bilinen Dick Cheney&#8217;in Türkiye ziyaretinin Ankara ayağındaki görüşmeler, bu  açıdan umut verdi. İtiraf etmek gerekir ki çoğu kimse, dünyanın en tehlikeli  siyasetçisi ve devlet adamı olarak da bilinen Cheney karşısında Ankara&#8217;nın  elinin kolunun bağlı kalacağını düşünüyordu. En azından, ABD&#8217;nin muhtemel İran  operasyonunda yanı başında olmasak bile, Afganistan&#8217;a asker gönderilmesi  talebini reddetme şansımızın bulunmadığı yönünde karamsarlık hakimdi. Amerikalı  konuğun bölgeyi kapsayan günlük turunun Türkiye&#8217;den önceki ayağını Erbil  oluşturmuş, bölgedeki Kürt yönetimin lideri Mesut Barzani ile de görüşülmüştü.  Turun son<span id="more-90"></span> durağı Ankara günler öncesi bu ziyarete odaklanırken, Genelkurmay  Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt &#8220;Afganistan&#8217;a terörle mücadele kapsamında tek asker  gönderilemez. Bu benim görüşüm&#8221; demişti.</p>
<p><strong>Babacan sinyal vermişti  </strong><br />
Sen misin; bu kararlı sesle dik duruşu sergileyen(!) Büyükanıt&#8217;a rağmen,  Türkiye&#8217;den Afganistan&#8217;a asker gönderilmesini çok isteyen Amerika&#8217;ya olumlu  sinyali Dışişleri Bakanı Ali Babacan verdi bir anda&#8230; Bu konuda, hükümetin  karar alacağını söyleyerek Cheney&#8217;in ziyareti öncesi beklentileri yükseltti!  Öyle ki, sınır ötesi operasyona karşılık bedel ödeyeceğimiz bile ifade edildi.  Netice, beklendiği gibi olmadı ve en azından Başbakan Erdoğan&#8217;ın açıklamasına  göre, Afganistan için ek asker talebi gelmedi. Komplo organizasyonların mimarı  Cheney&#8217;in ziyaretinin Ankara ayağı, Org. Büyükanıt ile yaşanan mini bir kriz ile  hafızalara kaydedildi. Cheney ile Büyükanıt görüşmesi ABD Büyükelçiliği konutuna  ayrılınca, Genelkurmay Başkanı &#8220;Türk makamları dışında hiçbir yerde  görüşemeyeceğini&#8221; bildirdi. Böylece görüşme Çankaya Köşkü&#8217;nde gerçekleşti.  Umarız sevincimiz kursağımızda kalmaz ve Ankara&#8217;nın hesabı, 1 hafta sonra  Bükreş&#8217;teki NATO toplantılarında şaşmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/ankarada-soyleyip-bukreste-sasmayalim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dost mu, düşman mı?</title>
		<link>http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Feb 2008 23:07:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[1950]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[Annan]]></category>
		<category><![CDATA[Annan Plânı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova]]></category>
		<category><![CDATA[kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[müttefik]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Kosova’nın bağımsızlığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de tanınmasına yol açar endişesinde olan Yunanistan’ı  “dost ve müttefik; stratejik ortak ABD”  teskin etmek için derhal devreye girdi ve  “korkmayınız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamız bahis konusu değildir”  teminatını verdi. Kıbrıs konusunda ABD’nin 1950’lerden bu yana devam eden Yunan yanlısı tutumu nedeniyledir ki Kıbrıs meselesi bugüne kadar halledilemedi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="news_detail">
<p class="news_detail_content">
<p id="news_content" class="content content_12">Kosova’nın bağımsızlığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de tanınmasına yol açar endişesinde olan Yunanistan’ı  “dost ve müttefik; stratejik ortak ABD”  teskin etmek için derhal devreye girdi ve  “korkmayınız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamız bahis konusu değildir”  teminatını verdi.<br />
Kıbrıs konusunda ABD’nin 1950’lerden bu yana devam eden Yunan yanlısı tutumu nedeniyledir ki Kıbrıs meselesi bugüne kadar halledilemedi ve Türk tarafı olarak Türkiye, ABD’den gelecek yeni baskılara boyun eğmediği takdirde Kıbrıs meselesi olduğu yerde kalacaktır. Endişemiz, yeniden başlatacakları görüşmelerde ABD’nin İngiltere ile birlikte daha etkin bir şekilde işe karışacakları ve yeniden, Annan Planı döneminde olduğu gibi, “Kıbrıs AB yolunda engel<span id="more-73"></span> olmaktan kalksın” düşüncesiyle Türk tarafının  “uslu çocuk, barışçı taraf” rolünü oynamağa kalkmasıdır. Rum ile Yunan’ın yarattığı Kıbrıs meselesini onların önüne değil de Türkiye’nin önüne koyanların gerçek maksatlarının Türkiye’ye tam üyelik vermemek olduğunu hâlâ anlamamışsak çok yazık.<br />
Kosova’nın bağımsızlığı kendi içindeki Cumhuriyetlere de örnek olur endişesi ile Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkan Putin’in Batılıları  “ikiyüzlülükle”  suçlaması ve  “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni niye tanımıyorsunuz?” sorusunu sorması ne kadar yerindeyse, kendi iç durumu nedeniyle Rusya’nın KKTC’nin olduğu kadar Kosova’nın da bağımsızlığına karşı çıkması o kadar düşündürücüdür.<br />
Her hukuk davasında olduğu gibi, uluslararası her konuda da gerçekler dikkate alınmalıdır. Aksi halde gerçeklere bakmaksızın bir arada yaşamayı denemiş fakat becerememiş, biri diğerinin kanına girmiş, kendi insanının yasal haklarını çiğnemeyi milli davası haline getirmiş gaspçı bir tarafı, haklarını ve canını korumaktan öteye bir şey yapmamış olan diğer tarafla  “uzlaşma”  adı altında yeniden bir araya getirmenin sonucu yeni felâketler olacaktır.<br />
Kıbrıs konusunda Batılılar kadar Rusya da Kıbrıs Türklerine haksızlık yapmakta birbirleriyle yarışmışlardır. ABD bu yarışta öncülük etmeye devam etmektedir. Çıkarı nedir? Çıkarı İngiltere ile birlikte Kıbrıs’ı  Orta Doğu Projesinde kendi maksatları için kullanmaktır. Türkiye’ye             “ılımlı İslam’ı”  gösteren ve AB ile birlikte  “Atatürk ilkelerinin” AB normları ile uyumsuzluğunu savunarak Türkiye’ye  “mükellefiyetlerini yerine getirip, Kıbrıs’la ilgili önerilerini Rumların kabul edebilecekleri şekle sokmasını” öneren bu  “dost-müttefik-stratejik ortak”  Türkiye’yi adadan söküp atma projesini Orta Doğu Projesinin bir gereği olarak değerlendirmektedir.<br />
Türkiye’yi AB doğrultusunda  “Ermeni-Kürt-Azınlıklar-vilayetlere özerklik-azınlık olmayanlara azınlık hakları-Ekümenlik” baskıları ile zayıflatıp küçültmeği öngören bu siyaset devam ettiği sürece ABD ve diğer dostlar Kıbrıs meselesindeki iki yüzlülüklerini devam ettireceklerdir. İngiltere Kıbrıs’taki üsleri nedeniyle Rumlarla dost geçinmeye mecbur, Garantörlüğüne ihanet etmiş bir ülkedir.<br />
Ancak ne kadar acıdır ki “en güçlü ve en haklı olduğu”  Kıbrıs davasında Türkiye, meselenin halli için, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni asla tanımayacağını sık sık beyan eden ABD’den ve tarafsızlığını yitirmiş olan İngiltere’den medet ummakta ve Annan Planında olduğu gibi, bunların gösterdiği yolu “hak ve adalet yoluna” tercih etmektedir. Hak ve adalet yolu taraflar arasında  “dostların”  kasıtlı olarak meydana getirdikleri dengesizlik devam ettiği sürece masaya oturmak için kırmızı çizgilerimizi belirleyerek direnişe devamdır.<br />
Unutmayalım kılavuzluğunu ABD ile İngiltere’nin (ters yönden de o zamanki Sovyetlerin şimdiki Rusya’nın) yaptığı yolculuk bize 44 yıla ve binlerce cana mal olmuştur. ABD dahil bu dostlar(!) bizi teslimiyete götürünceye kadar görevlerini yapmağa devam edeceklerdir. Kendimize gelelim. Kıbrıs konusunda dostlukların değil çıkarların ağır bastığını bilerek kendi çıkarımızı koruyalım. Kendi çıkarımız “Türk Garantisinin devamına dayalı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığıdır”. Gerisi boş lâftır; kendi kendimizi avutmak ve milleti kandırmaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/dost-mu-dusman-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rum-Yunan davası</title>
		<link>http://www.yenicag.org/rum-yunan-davasi/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/rum-yunan-davasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 15:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[aKRİTAS]]></category>
		<category><![CDATA[AKRİTAS PLANI]]></category>
		<category><![CDATA[Annan]]></category>
		<category><![CDATA[Churchill]]></category>
		<category><![CDATA[Denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Enosis]]></category>
		<category><![CDATA[EOKA]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs rum kesimi]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs türk cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs türk kesimi]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Makarios]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[Winston Churchill]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/rum-yunan-davasi/</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan’ın Eski Savunma Bakanı Rum-Yunan ikilisinin, yüz yıldır bildiğimiz, Kıbrıs Stratejisini açıkladı. (1) 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmalarından kurtulmak, (2) Kıbrıslı Türklerin Türkiye’den bağlarını koparmak, (3) Türkiye’nin Kıbrıs’ın tamamı üzerindeki emellerinden vazgeçmesini sağlamak. Esas olan (1) ve (2)deki hedeflerdir. (3)deki sadece Türkiye’nin böyle bir niyeti varmış havasını yayarak Rum halkını (1) ve (2) etrafında birleştirmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan’ın Eski Savunma Bakanı Rum-Yunan ikilisinin, yüz yıldır bildiğimiz, Kıbrıs Stratejisini açıkladı. (1) 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmalarından kurtulmak, (2) Kıbrıslı Türklerin Türkiye’den bağlarını koparmak, (3) Türkiye’nin Kıbrıs’ın tamamı üzerindeki emellerinden vazgeçmesini sağlamak. Esas olan (1) ve (2)deki hedeflerdir. (3)deki sadece Türkiye’nin böyle bir niyeti varmış havasını yayarak Rum halkını (1) ve (2) etrafında birleştirmek için tevessül edilen bir propagandadır. Akritas Planı da aynı hedefleri öngörmekteydi.<br />
<span id="more-57"></span><br />
Annan Planı ile elde edinmek istenen de bundan başka bir şey değildi. Papadopullos’un bu planı ret etmesi taktiksel bir yaklaşımdır. Bundan sonra gelecek olan önerinin Rumlara da evet dedirtecek şekilde lehlerine tadil edilmiş bir plan olacağının bilinci içinde atılan bir adım ve “Meşru Kıbrıs Hükümeti”  unvanından taviz verilmeyeceğinin altını çizen bir yaklaşımdı. ABD adına Bryza’nın  “Türkler önerilerini Rumların kabul edebilecekleri şekle soksun” çağrısını unutmayalım.<br />
Rum liderler “Meşru Kıbrıs Hükümeti”  unvanını elde tuttukları sürece taktik gereği görüşmelere katılırlar; aceleleri yoktur; “meşru hükümet”  olarak oturup  “meşru hükümet”  olarak kalktıkları sürece Türk tarafı ile uzlaşmaya ihtiyaçları da yoktur. Bizimkiler  “aman uzlaşma, derhal barış, bütünleşme” dedikçe Rum liderliğinin keyfi yerindedir.</p>
<p>Yazının başlangıcında  “Yüz yıldır bildiğimiz strateji açıklandı” dedim. Bilmeyenler bilsin diye açıklamakta yarar var! Osmanlı döneminde Enosis isyanını bir yana bırakalım. 1878’de İngiliz’in adaya ayak bastığı gün Rum Kilise uluları ve diğer liderler  “Enosis”  talebi ile ayağa kalktılar. O gün bu gündür, Kıbrıs’ı Yunan yapmak isteminden ve eyleminden vazgeçmediler ve Kıbrıs Türklerini de, Enosis’e karşı oldukları için, düşman bildiler. Balkan Savaşları sırasında ve Yunanistan’ın kurtuluş mücadelesi yıllarında Kıbrıs’ta Türklere kan kusturdular. 1907’de Winston Churchill’in ziyaretinde yine Enosis talebinde bulundular. Türkler Churchill’e  “Enosis yüzünden sokağa çıkamaz hale geldik, bir çare bulunuz, Enosis’i yasaklayınız” çağrısında bulundular. 1920’lerde emperyalistlerin maşası olarak Megali İdeayı pekiştirmek için Anadolu’ya saldırdıklarında da Kıbrıs’ta Türklere yapmadıklarını bırakmadılar. 1923 Lozan Antlaşmasından sekiz yıl sonra 1931’de Vali Konağını Enosis diyerek yaktılar. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra  “Kıbrıs Halkı kendi kaderini tayin hakkını kullanarak Enosis istiyor” bayrağını açtılar. Kıbrıs Türk liderliği  “Kıbrıs’ta Türkler de vardır; İngiltere adadan çıkacaksa adayı eski sahibi Türkiye’ye versin”  diye direnişe geçmek zorunda kaldı. 1950’de Enosis plebisiti ve dünyaya yeniden yalan:  “Kıbrıs Halkının yüzde 95’i Enosis istiyor” yaygarası ve Türklerin  “Kıbrıs’ta iki halk vardır” cevabı ile tırmanışa geçen gerginlik.1950’de Makarios’un  “ölünceye kadar Enosis”  yemini ve 1954’de adaya Yunanistan’dan gelen tedhişçiler ve silâhlar. 1955’de başlayan EOKA tedhişi 1958 sonuna kadar devam eder. Yüzlerce Türk öldürülür, 33 köy boşaltılır. 1959’da, Türkiye’nin direnişi sayesinde Zürih ve Londra Antlaşmaları ile 1960’da Ortaklık Cumhuriyeti kurulur. Aynı anda Akritas planı ile bunu yıkma kararı alınır. Strateji hep aynıdır: Enosis’i engelleyen antlaşmalardan kurtulmak, Türkiye’nin ada ile ilgisini sıfırlamak.</p>
<p>Ve&#8230; BM’nin yaptığı kamu yoklamasına göre genelde yüzde 45 Rum (yüzde 65 Rum genci) Türklerle bir arada yaşamak istemiyor. Ne istiyorlar? Garanti Antlaşması lağvedilecek, askersizleşen Kıbrıs’ta Türkiye’nin askeri ve müdahale hakkı olmayacak, “yerleşikler”  Anadolu’ya dönecek, Rum göçmenler eski yerlerine gidecek, üniter bir devlette Tek Halk Tek Devlet, Tek Egemenlik içinde Türk azınlığına  “eşit hak”  tanınacak ancak bunlar AB normları altında geri alınabilecek.</p>
<p>Görüşmeye hazır mısınız? Sorusuna ’evet’ diyen temsilcilerimiz Rum’u ve Rum-Yunan stratejisini biliyorlarsa bu ’evet’ten önce  “KKTC ve Garantiler baki kalmak şartıyla”  sözünü de söylemezlerse işimiz çok zor olacak diye düşünüyor ve üzülüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/rum-yunan-davasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barışçılar (!) sahnede</title>
		<link>http://www.yenicag.org/bariscilar-sahnede/</link>
		<comments>http://www.yenicag.org/bariscilar-sahnede/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 00:44:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[anan planı]]></category>
		<category><![CDATA[Annan Plânı]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[rumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenicag.org/bariscilar-sahnede/</guid>
		<description><![CDATA[Annan Planı ilk şekli ile önümüze konduğu andan itibaren  “ya imza, ya istifa”  diye halkı yollara dökenlerin başında gelenler bu kez yeniden  “derhal barış platformu” oluşturarak aynı oyunu sahnelemeye başladılar. Bir kısmının AB ve ABD fonlarından yararlandıklarını bildiğimiz bu  “öncüler”  geçmişten ders almamış  “misyonerlerdir” . Misyonları Kıbrıs Türklerini  “derhal barış ve derhal cennet”  aldatmacası ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Annan Planı ilk şekli ile önümüze konduğu andan itibaren  “ya imza, ya  istifa”  diye halkı yollara dökenlerin başında gelenler bu kez yeniden  “derhal  barış platformu” oluşturarak aynı oyunu sahnelemeye başladılar. Bir kısmının AB  ve ABD fonlarından yararlandıklarını bildiğimiz bu  “öncüler”  geçmişten ders  almamış  “misyonerlerdir” . Misyonları Kıbrıs Türklerini  “derhal barış ve  derhal cennet”  aldatmacası ile yeniden yollara dökerek bu kez Annan Planının da  gerisinde, Rumları memnun edebilecek bir plana evet denmesini sağlamaktır. <span id="more-54"></span>Böyle  bir  “sözde uzlaşma”  Kıbrıs Türklerini 5-10 yıl içinde adadan yok edecekmiş,  umurlarında değildir. Anavatanın güvenliği ile ilgili boşluklar yaratılacakmış,  hiç umurlarında değildir.  “Öncüler” , varılacak herhangi bir anlaşmada kendi  geleceklerini garantiye bağlamış kişilerdir. Rum tarafına satacakları tuğlaların  hesabını bile yapmışlardı geçen oyunda!<br />
Görüşmeleri yürütecek olan  Cumhurbaşkanının arkasında ona destek verenlere bir bakalım:  “Öncüler”  iki  toplumlu federasyondan yana- tıpkı ikinci Soyer Hükümetinin programında olduğu  gibi.  “Devlet ve garantiler”  diyen büyük çoğunluk oldukça sessiz ve yeni  partilerin doğuşu ile bölünmüş durumda! Cumhurbaşkanımızın kendileri  “tanınma  istemiyorum”  pozisyonunda! Kıbrıs meselesini halletmek için formül üretenler  çoğalmış,  “1960’a dönelim”  diyenlerin yanında  “Türkiye karışmasın, biz Rum  kardeşlerle bu meseleyi hallederiz”  diyen kendini bilmezler de var. Bunların  sayıları ne ki diye küçümsemeğe gelmez çünkü bunların söylediklerini yayan   “odaklar”  çok ve paralı. Basında bunların resimleri boy boy yayınlanır,  söyledikleri manşetlere çıkar. Misyonerler halk arasında kol gezer. Halka uzanan  mikrofonlardan  “aman usandık artık, bir an önce uzlaşma olsun”  diyen şaşkın  vatandaşların seslerinden de bu misyonerler ve onların para babaları  yararlanmasını çok iyi bilirler.<br />
Annan Planı devrinde halkı aldatanların  utanma perdeleri olmadığı için aynı pişkinlikle aynı oyunu sergilerlerken  aldatılmış insanlarımızın büyük bir kısmı devletim ve garantiler çizgisine  gelmiş bulunmaktadır. Bunların yeniden kandırılmaları mümkün mü? Göreceğiz.  Geçen defa ABD 30 milyon dolar harcamıştı “öncüleri”  zafere ulaştırmak için. Bu  kez ABD daha da aktif rol oynayacağını açıkladı.  “Para gözlü misyonerlerin”   gözleri aydın olsun!<br />
Tekrar edelim. Bizi acele masaya oturtmak isteyenlerin  tek hedefi Rum tarafına vereceğimiz tavizleri çoğaltarak Rumların da evet  diyebilecekleri bir plana imza attırmaktır. Masaya oturduktan sonra başımıza  geleceklerin hikâyesini okumak isteyenler varsa Başaran Düzgün’ün  “Pilatusun  Gölgesinde” adını verdiği kitabını okusun. Annan Planının İsviçre’de nasıl ele  alındığını, yapılan baskıları, verilen sözlerden nasıl dönüldüğünü,  “barış  olsun diye”  nelere evet dememiz istendiğini ve Garantilerin sıfırlanmasına  kadar giden bu yolda Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkmak için   “meşru Kıbrıs Hükümeti”  unvanına nasıl sarıldıklarını görmekte yarar vardır. Bu  kez, kırmızı çizgimizi belirlemeden, masaya oturmadan önce statü eşitliğini  sağlamadan, masadan kalkışta Rum’un yeniden  “meşru hükümet”  bizim de   “cemaat”  olmayacağımız hususunda teminat almadan masaya oturduğumuz takdirde   “geriye dönüşü olmayan bir teslimiyet yoluna” girmiş ol.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenicag.org/bariscilar-sahnede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

