Mahlûkat, kahpe örgütün partisinin genel başkanı. Mahlûkun asker kaçağı olduğu anlaşılıyor. Rüşvetle rapor aldığı şahitlerin de ifadesiyle kesinleşiyor. Yargılanıyor. Tahliye ediliyor, sonra şerefli Türk ordusunun üniforması giydirilerek askere alınıyor.
Birisi, uzman olan, aklı yeten bunu izah etsin.
Bana izah etsin, millete izah etsin, kamuoyuna izah etsin.
Böyle bir şey olabilir mi?
İster meseleye millet mensubiyeti gözlüğü ile bakın, içiniz kaldırıyorsa entelektüellerin yeni kavramı olan vatandaşlık anlayışı ile bakın.
Bizim bilmediğimiz başka kavramlar varsa o gözlüklerle ve o kavramlarla da bakın. Vicdanınız müsaade ediyorsa diyecek bir şeyimiz yok. Akla gelen söylenebilecek tek bir mazeret var.
Kanunlarımız böyle!
Böyle düşünülüyorsa yasama organı olan meclisi millet niye sorgulamaz?
Seçtiği veya seçtiğini sandığı özellikle iktidar milletvekillerini niye sıkıştırmaz?
Niye hukuk sorgulanmaz?
Niye Vakıflar Kanunu için, 301 için sabahlara kadar meclisi çalıştıran iradeye başta hükümete, millet, kamuoyu tepki göstermez, anlamak istiyorum.
Kanunlar yetersizse 301 için sabaha kadar oturan meclis, buna benzer binlerce çarpık kanun varken bu kanunların oluşturduğu binlerce mesele varken, bu kanunlar yetersizken, kanunları düzeltmek için uğraşmaz da neden talimatla Vakıflar Kanunu çıkarır. Neden 301’i Türkiye’nin birinci meselesi yapar.
Neden bizim hukukumuz vatan hainlerine ceza vermekte aciz kalır da devlet için şehit olan, hasta olan uzman erbaşların meseleleri konusunda gaddarlaşır.
Neden asker kaçağı, rüşvetçi, hain bölücü benim şerefli üniformamı giyer de o üniformanın içinde şehit olmak için gönüllü uzman olan benim yiğitlerimin aileleri mağdurdur. Çocukları eğitim sıkıntısı çeker?
Neden?
Bu nasıl meclistir ki, böyle bir hukuk oluşturur.
Bu nasıl hukuktur ki? Binlerce yiğidimin canında, kanında eli olan bir mahlûku ceza evinden hemen çıkartır, koştura koştura askere alır, aynı hukuk kanında hepatit B mikrobu çıktı diye, benim yiğit uzman çavuşumun sözleşmesini uzatmaz, başka bir kamu görevi yapmasına müsaade etmez, resmen açlığa mahkûm eder.
Ey milletvekilleri, ey kanun yapıcılar, adam gibi kanunlar yapmak için bu fakir milletin ödediği vergilerle maaş alıyorsunuz, çoluğunuz, çocuğunuzun gırtlağından bu paralarla aldığınız rızk geçiyor.
Çıkardığınız kanunlar, bu milletin ihtiyaçlarına cevap vermiyor, yaptığınız elbise bu millete uymuyor. Bu millet böyle yönetilmeyi hak etmiyor.
Hemen lavaboya gidin, aynaya bakın, yüzünüzü yıkayın.
Belki kendinizle yüzleşir, kendinize gelirsiniz.