Ne güzel çiçektir kardelen, Türk’e özgü… Adeta Türk’ün ezgin, yorgun, fakir, fedakâr insanına moral vermek için yaratılmıştır.
Rabbimin hikmetinden sual olunmaz ki!
Kışın en dayanılmaz zamanlarında baş gösterir. Umutsuzlukların bitmesinin müjdesidir adeta. Kardelenin baş göstermesi, çiçek açması, yokluğun, soğuğun, açlığın bitmesi gibi adlandırılır Türk coğrafyasında.
Kardelen çiçeği adeta başkaldırının sembolüdür. Hem de varlığın, tokluğun, bereketin müjdesidir. Kardelen umutsuzluklarda baş gösterir, açar. Türkün inatçı ruhu ile kardelen adeta aynileşmiştir, özleşmiştir.
Bu coğrafyanın insanı da kardelendir. Umutların bittiği yerde umut olur Türk çocuğu.
Mustafa Kemal kardelen değil miydi?
Bitişin, sonlanmanın olduğu yerde karanlıkları, umutsuzlukları, yırtarcasına baş göstermemiş miydi?
Biten hasta adam Osmanlı’dan dünyaya kafa tutma iddiasında pırıl pırıl bir cumhuriyet oluşturmadı mı milletin çocuklarıyla?
Yiğitçe, Bozkurtça.
Başbuğ Türkeş bir kardelendi.
Soğuk savaş taraflarının ülkeleri işgal ve paylaşma hesapları yaptığı günlerde her şeye rağmen kendini ortaya attı. Dünyaya kafa tutarcasına Sovyetlere direneceğini hissettiren, bunun için kadrolar oluşturan, oluşturduğu kadroları yetiştiren, yetişen kadroları, en ileri fikirlerle donatıp Türk’e umut olan bu kadroları partileştiren, bu kadroların partisini de iktidar namzedi yapan Türk’ün en umutsuz olduğu günlerde yetiştirdiği 5000 yiğidini toprağa verme bedelini ödeyerek Türkiye’yi Sovyet işgali tehlikesinden koruyan Türkeş’ti.
O kadrolar 80 ihtilal zulmünü yaşayarak olgunlaştılar. İşkencelerle dalga geçtiler. Açlık, yokluk ancak olgunlaşmalarına vesile oldu.
Fikirlerine benzer fikirlerle beyinlerini bulandırma operasyonları da bu kadroları inançlarından ayırmadı.
Artık dünyada hesap yapan herkes, her kurum, her fikir, her devlet, bir gerçeği kabullenmeli Anadolu coğrafyasının kardelen çiçekleri gibi bütün Türk dünyasının ülkücüleri var.
Kim nasıl hesap yaparsa yapsın. Başbuğ Türkeş’in ülkücüleri bütün oyunlara hazırlıklıdır. Ülkücüler yüzlerce oluşturulan fiili ve fikri barikatları ezip geçmiştir. 80’in kalleş ihtilaliyle indirilen tabelalarını alın terleriyle, cansiperane uğraşlarıyla, çocuklarının rızklarından keserek ayırdıkları kaynaklarla yeniden oluşturmuş, yerlerine asmışlardır.
Türkeş’in Bozkurtları var oldukça kardelenler bu coğrafya- da açmaya devam edeceklerdir.
Kardelenlerin yetiştiği coğrafyadan nasıl taviz vermeyeceksek, Bozkurtların yetiştiği yuvaların yok edilmesine müsaade etmeyeceğiz.
Buraları kapatmayı deneyen aklı-selim’lere diyecek sözümüz var. Bu yuvaları verimli hale getirin. Üretken yapın, eğitim seviyelerini yükseltin. Unutmayın ki, kapatmak kapanmaktır.
Ocakların kapanmasıyla ilgili pazarlık yaptığınız yerler unutmasınlar ki, bu oyunu bozacak gücümüz ve irademiz mevcuttur. Bu oyuna müsaade etmeyiz. Bu tezgâhı bozarız. Bu talimatı verenlere rağmen bozarız. Bu camiayı yönetenler kendi güçlerinin farkında olsun.
Başbuğ Türkeş, bu kadrolarla ve bu yuvalarla dünyaya kafa tuttu.
Bir anlasanız…
çok çok güzel bir yazı olmuş. benzetme sanatı ancak bu kadar muazzam kullanılabilir. Allah razı olsun