1-) Anayasanın 3. Maddesi; Türkiye Devleti Ülkesi ve Milletiyle bütündür. Dili Türkçedir. Bu madde değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez.
2-) Anayasanın 66.maddesi; Türk Devletine Vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.
Anayasanın bu amir hükmünden rahatsız olan bazı çevreler; Türk’e Türkiyelilik kavramı altında deli gömleği giydirmek istemektedirler.
Türkiyelilik kavramı; Emperyalist Çullanma politikasının bir gerçeğidir. Zira Türkiye’de yaşama anlamında kamufle edilmeye çalışılan asıl gerçek, Türk Coğrafyasında yaşayan, ancak Türk olmayan unsurların varlığını ispata yönelik ince bir manevradır. Türkiyelilik içi boş bir kavramdır. Kullanılan dilin elastikiyeti Emperyalist reçeteye uygundur.
Vatandaşlık bağı Türkiyeliliği değil Türk’ lüğü işaret eder.
%6’lık ihanet güruhunun, Türkiye’nin tamamına dayatmada bulunması haddi değildir.
Birilerinin televizyonlara çıkıp Milletin gözünün içine baka baka ortaya attığı Türkiyelilik ve Türkiye Cumhuriyet’i Devleti Yurttaşlığı, Türklük kavramını reddeden etnik bölücülüğün sıkı sıkıya sarıldığı argümandır.
Günümüzde emperyalizmin bazı kapatmaları sözde aydınlar, Soros çocukları Kendilerini Türkiyeli olarak tanımlıyor Türk olarak hissetmiyor, Türk olmaktan, Türklükten ve Türk parası dışında ona ait her şeyden nefret ediyorlar. Ana dilleri Türkçe Türk olan her şeye sövgülerini Türkçe konuşuyorlar, çoğunun soyu sopu anası atası da Türk üstelik.
Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı ve Pasaportu taşıyorlar.
Türkiye Cumhuriyetinin sağladığı bütün imkanlardan sonuna kadar yararlanmaktan da rahatsızlık duymuyorlar.
3-) Adına açılım denen saçmalığın ardındaki amaç, PKK stratejisine uygun olarak etnik bölücülüğe Siyasi ve Hukuki Meşruiyet kazandırmaktır. Bu sözde Demokratik açılım adı altında asıl amaç, Türkiye Cumhuriyetinin Milli Devlet Niteliğini ve Üniter Siyasi yapısını tasfiye sürecinden başka bir şey değildir. Ayrıcalıklı açılımlarda; arkasından gelen talepleri karşılayamazsınız.
Etnik temelde ayrıştırma; kaçınılmaz olarak çatışmayı davet edecek, buda bölünme ve parçalanmayı beraberinde getirecektir. Bölünerek demokratikleşen bir Devlet Tarihte görülmemiştir.
Bu günlerde ekranlarda boy gösterip sözde aydın kimliği altında Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına Deli Gömleği diyen Akıl tutulmasına yakalananlar; bu Ülkeyi Sinsi Planlarınızla Bölemeyeceksiniz. Türk milleti buna izin vermeyecektir. Bu gizli toplantıları yapan iradeye açıkça sesleniyoruz:
MAHKEMEYİ CEHENNEMDE KURUP ŞEYTANI YARGILAYAMAZSINIZ! GABAR’DA, KANDİL’DE, POLİS AKADEMİSİNDE MAHKEME KURANLAR BİR GÜN SAKARYA’DA DUMLUPINAR’DA ÇANAKKALE’DE KURULACAK MAHKEMELERDE MAHKUM OLACAKSINIZ.
Genç yaşta hayatlarını; bu Vatanın Bölünmez bütünlüğü uğruna feda ederek toprağa düşen Şehitlerin faillerini nasıl affederiz diye; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Bekası için Polis Yetiştirilen bir kurumda Gizli toplantılarla Katillere Af senaryosunu görüşenler, Biliyoruz ki bir hesabınız var. Ama unutmayın ki Allah’ ında bir hesabı var. İlahi Adalet bir gün Sizi ve sizin gibi olanları Şehit kanlarında boğacaktır.
Ayrıca bu gizli ihanet provasının Polis akademisinde yapılması tesadüf değildir. Ev sahibinin geçmişine baktığımızda AKP’ nin sivil anayasa taslağının mimarlarından olan Zühtü ARSLAN, Atatürk’ e hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Atilla YAYLA’ ya destek bildirisinin altında imzası bulunan zattır.
BEBEK KATİLİ APO’NUN HUKUKİ STATÜSÜ
İmralı sakini, Bebek, Asker, Polis katili Apo 765 Sayılı TCK.nun 125. Maddesinde anlamını bulan VATANA İHANET suçundan mahkum olmuş ve söz konusu karar Yargıtay’ca onanmıştır. Dolayısıyla İç Hukuk yolları tamamen kapanmıştır. Artık Yasa gereği sadece kendisi ile birinci derecede yakınları görüşebilecekken Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının İzni ile mahkum olduğu günden bu yana Avukatlarıyla düzenli görüştürülmesi bir anayasa ihlalidir. Anayasanın 10. Maddesi Yasa önünde Herkes Eşittir der.
Yoksa bu ihanet şebekesinin başı, Kandil’ e Gabar’ a daha akil kişiler ile mi mesaj gönderiyor?
Kamuoyuna bu izni verenler söz konusu izni niçin verdiğini açıklamak zorundadırlar
SONUÇ OLARAK : Üzerinde çeşitli ilaçların denendiği yaralar kapanamaz. Kapansa bile dokununca sızlar. Türkiye bir ateş çemberinden geçmektedir. Vatanımızın, devletimizin geleceği ile ilgili ciddi endişelerimiz var. Artık bu endişelerin verdiği ızdırap neredeyse şehitlerimizin acısından, daha yakıcı hale gelmeye başladı.
Evet şehitlerimiz gitmiştir bırakın kanlarını yerden kaldırmayı, şehitlerimizin geride kalanlarını vatan haini, PKK’ nın sopasıyla, Roj TV.nin değneğiyle dövmeye kimsenin ne haddi ne de hakkıdır. Hiç kimse inancımızı ve dualarımızı milli birliğimizi sırtımızdan vuracak hançer haline getirmesin. Tezgahlanan bu oyunun farkına varan siyasilerimize şükranlarımızı sunarken şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.
Ey Türk evladı Titre ve kendine dön.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
ŞEHİT YAKINLARI
MÜDAHİL AVUKATLARI
Av. Ömer YEŞİLYURT
Av. Mehmet TAŞDELEN
Av. Mustafa ÖZTUMUR
Av. Hanefi ALTAŞ
Av. Kazım AYAYDIN
Görüntüleme Sayısı: 447