Görsel yayınlar hiç şüphesiz ki dünyada ve Türkiye’miz de toplumu yönlendiren en önemli araçlar. Türk milletinin hayat tarzından tüm sosyal işlevlerine kadar görsel yayın hayatımızın her aşamasında istesek de istemesek de artık var. Var olmakla beraber aynı zamanda da belirleyici en önemli unsur.
İnsanlarımız dizi kahramanlarıyla kendilerini özleştiriyor. Yaşam saatlerini bu programlara göre ayarlıyor, hatta her kesim ve her sosyal dilim kendine yakın bulduğu televizyon kanallarının haberlerini seyrediyor, programlarını takip ediyor, bu yayın politikaları da ne yazık ki gündem belirliyor, milletin rotasını çiziyor.
Bu sürecin sağlıklı mı, sağlıksız mı olacağına hiç şüphesiz ki önümüzdeki yılların sosyolojik sonuçları ve sosyologların tahlilleri karar verecek.
Ve sürecin olumlu olumsuz sonuçlarına da hep beraber katlanacağız.
Şu günlerde ülkenin yoğun gündemine rağmen bir farklı oluşan gündemi rahmetli Menderes ve arkadaşlarıyla Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarını işleyen dizi oluşturdu.
Dizinin yapımcısından gelen çok enteresan, aynı zamanda çok dürüstçe açıklama benim de dikkatimi çekti. Dizi yapımcısı şahsının Marksist, Leninist dünya görüşüne sahip olduğunu, ailesinin de eskiden beri İşçi Partisi mensubu olduğunu açıklıyor. Projeksiyonu bu bakış açısı ile yaptıklarını belirtiyor. Yapımcı bana göre saygı duyulacak bir duruş koyuyor ve dürüst davranıyor. Elindeki imkânı kendi ideolojik inançları doğrultusunda kullandığını belirtiyor.
Beni ilgilendiren kısım projeksiyonu tartışmak değil, bu sahadaki ülkücü hareketin yetersizliği. Ne yazık ki ülkücü hareketin mensupları, hatta ülkücü hareketin tamamı yazılı ve görsel dünyada başarılı olamadı. Kitap, dergi, gazete yayınlarında olması gereken yerin çok gerisinde. Misyonu ne yazık ki, özlenen yere taşıyamadık.
Bu kusur ve kabahat top yekûn hepimizindir. Taşın altına elini sokanlara destek olamadık. Bu konuda kurumlaşma mücadelesi yapanlara da bırakın destek olmayı zaman zaman zulme varan eziyetler yaptık. Hâlbuki bir misyonun basını, yayını edebi faaliyetleri ne kadar güçlüyse o misyon da o derece güçlü olur, kurumlaşır.
İnşallah bu önümüzdeki günler bu tür faaliyetlerin daha yoğun olduğu günler olacak. Bugünlerde değerli dava adamı Erhan Öztunç beyefendinin, 12 Eylül’le ilgili çalışma dikkat çeken bir çalışma “Ülkücüler 12 Eylül’ü Anlatıyor” adlı eserin 1. cildi çıktı. 2. cildin çalışmaları da devam ediyor. İnşallah çok yakında çıkmış olacak.
Ülkücülerin 12 Eylül İhtilalini sorgulaması, sürecin sağlıklı tartışılması açısından çok önemli bir eser.
Bu çalışmaların devamının gelmesi film, dizi vs. metotlarıyla da 12 Eylül’ün tahlil edilmesi Türkiye için olmazsa olmaz kuraldır. Bu çalışma inşallah milat olur. Bu sahada çalışma yapanlara, emek verenlere, camianın destek vermesi gerekmektedir.
Not: Erhan Öztunç Bey’e 0535 766 66 67 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.