Çocukları ve eşleri çilehanede gün doldururken, onun çilekeş yollarında görmek ve kavuşmak adına bin bir meşakkatle gayretlerini ve dualarını esirgemeyen eli öpülesi anne, baba ve eşlere ithafımdır.
Aylardan bir aydır Eylül. Yapraklar hafiften sararmaya, sıcak günler hafiften soğumaya başlar. Bir yılın daha geride bırakılabileceğinin ve yaşlanılabileceğinin farkına varılmaya başlandığı aydır eylül. Eylül,belki de bu yüzden edebiyatımızda hüznün başlangıcı bir aydır.
Ve bir nesil her şeyi ama her şeyi Eylül ile fark etmeye başladı.1980 12 Eylül’ünde.
Ülke bir gün öncesinde cehennem sıcağını yaşarken, bir gün sonrasında buzul çağına dönüverdi.
O gün en genci on dokuz yaşında, en yaşlısı yirmi dokuzundaydı. O gün doğanlar ise bu gün yirmi dokuz unda.
Siz hiç annenizden, babanızdan, eşinizden, dostunuzdan ve de hamile hanımınızdan bir daha kavuşmamak üzere koparıldığınız hissini yaşadınız mı? En ağır eziyetlerden geçirilirken yeni doğan bebeğinizin ağlamasını çok çok uzaklardan duyabildiniz mi? Sizi sevenler feryadınızı duymasın diye acınızı içinize gömdünüz mü? Ve mevsimler mevsimleri kovalarken, yıllar yılı çektiğiniz ıztırab ların sonunda hem de beraat ederek kavuştuğunuz özgürlüğün ne demek olabileceğini düşündünüz mü?
Bu yüzden;
12 Eylül bir darbenin mi adıydı?
Yoksa inanılmış bir ideolojik hareketin mensuplarının çileye gömüldüğü günün mü adıydı?
Dost bildiklerimiz vardı,Düşman bellediklerimiz vardı.
Dostun verdiği cefayı kimseye anlatamadık.
İki buçuk metrekareye sığdırıldığımız hücrede düşman diye gördüklerimizin kendi payına düşen yarım litre suyu verişinide unutmadık.
Gerçekten dost kimdi? Kimdi düşman?
Belki de hakikatlerin sert bir tokadı gibi suratımıza inişinin adıydı 1 Eylül.
Suçları neydi?
Ülkeyi sevmek, milleti sevmek,özünde insanı sevmek.
Dünya milletler ailesinde hak edilen yeri almak. Bütün insanlığa, esaret zincirlerinin kırılarak, huzur dolu kapılarını açabilmek.
Bu duygu ve düşüncelerle yaşarken, kafanıza bir balyoz yemişçesine rüyadan uyanır gibi zindanların ortasında gözünüzü açmak ne demek bilebilir misiniz?
Böylece bir nesil umudunu geleceğe taşıyamadı.
Gencecik insanlar perişan oldu, aileler perişan oldu.
Yıllarca sürse de, tarifi imkansız çekilen acı ve ıstıraplar bir gün gibi gelmedi bile onlara ve hiçbiri geçmişin bedeli ödenemez faturasını kimseye kesmedi. Ödetmeyi aklından bile geçirmedi.
Sadece itirafçısı olmayan bir harekete mensup olmanın onuru ile iadeyi itibar gününü beklediler, durdular.
Geçenlerde bir tanesini gördüm saçları kırlaşmış hayat çizgileri derinleşmiş Üsküdar sahilindeki NTP Şemsipaşa Çay Bahçesinde, İstanbul Boğazına karşı çayını yudumlarken suya, kuşlara ve insanlara sevecen bakışını gördüm.Geleceğe ışık tutacak insanlığını ve insanca duruşunu gördüm. 29 Nisan 2009
Av. Halim Şahinoğlu